Venezuela’da Korku ve Nefret

Venezuela’da yaşanan ekonomik sıkıntılar, uzun yiyecek kuyrukları ve çoğu kişinin arzusu olan siyasî çatışmalardan uzakta yaşama isteği düşünüldüğünde piyangonun vurması iyi bir şey olarak düşünülebilir. Yalnız Alejandro Cegarra, bu lotoyu istemeyen çok sayıda insandan sadece birisi.

“Bir arkadaşımım tabiriyle bu bir cinayet piyangosu. Dışarı çıkıp eve sağ salim dönerseniz piyangoyu kazanmamışsınız demektir. Bu durum sizi herhangi bir yerde vurabilir, yaşadığınız yerin neresi olduğu önemli değil.” ~ Alejandro Cegarra

Bay Cegarra 25 yaşında Caracas’lı bir fotoğrafçı. Kara mizah kullanarak yıllarca memleketinde hâkim olan şiddet ve suçların insanlar üzerindeki psikolojik etkilerini vurguluyor. Venezuela petrol bakımından çok zengin olsa da ekonomisi sürekli geriliyor. Bunda politikada yaşanan çalkalanmaların büyük bir etkisi var.

Başkan Nicolás Maduro’nun bir siyasî konuşmasında hükümet yanlıları

Cegarra, sokak dövüşlerinden ziyade iyilerle kötüler arasında sıkışıp kalan ve hayatta kalmaya çalışanların fotoğraflarını çekmeyi tercih ediyor. Bu iki kesim arasındaki sınır bazen bulanıklaşıyor. Polis yerine sokaklarda askerlerin devriye gezdiği bir ülkede bile Cegarra, hükümetin ülkenin kaynaklarının güvenlik dışında hiç bir yerde neden kullanılmadığını sorguluyor.

“Sürekli omzunuzdan geriye bakma ihtiyacı duyuyor ve kimseye güvenmiyorsunuz. Her gün daha da kötüleşiyor. Kulağınıza sürekli birilerinin kaçırıldığı, soyulduğu veya öldürüldüğü haberleri geliyor. Eğer birinden haber almıyorsanız ya başına bir şey gelmiş demektir ya da ülkeyi terk etmiştir.” ~ Alejandro Cegarra

Amsterdam’da Joop Swart Masterclass atölyesine giderken Bay Cegarra’nın aklına bir proje fikri geliyor ve bu fikir üzerine epey düşünüyor. Bir arkadaşının ölümü üzerine bir tema belirleyip bunu takip ediyor. Bu tema, dünyanın en şiddet dolu şehirlerinden birinde gündelik yaşamın kalbi. Sıradan polis-hırsız fotoğrafları çekmek yerine aralıksız süren korkunun perde arkasında neler yaşandığını incelemek istiyor.

Latin Amerika’daki en büyük varoşlardan birinde devriye gezen polisler.

Projesi çerçevesinde insanların suçla bir arada yaşadıkları yerlere giden fotoğrafçı, özellikle çocukların yaşanan bu şiddetten habersiz olduğunu gözlemliyor. (Benim anladığım kadarıyla şiddet var, çocuklar bundan aşırı etkileniyorlar ama başlarına gelen olayların sebepleri konusunda bilinçsizler. Bu çok doğal çünkü onlar daha çocuk!) Bir fotoğrafta, eskiden yaşadığı bir evin önüne mahzun bir şekilde çökmüş bir çocuk var. Evi hükümet tarafından zorla boşaltılmış. Mahallenin de iktidardaki partiyi kötü gösterme niyetinde olan Kolombiyalı asileri barındırdığı söyleniyor. Çektiği bu fotoğrafları yerel medya üzerinden değil, Twitter üzerinden yayınlamayı tercih ediyor çünkü yerel medya iktidara ne kadar yakınsa suç üzerine yapılan haberler de o kadar yumuşatılarak aktarılıyor. Bazı yerlerde polise eşlik edebilme iznini de alıyor. Orta Amerika’daki büyük uyuşturucu çetelerinin haraca bağlayıp, şiddet kullandıkları şehirlerden farklı olarak Caracas’daki dengesizlik sıradan suçların ve silaha kolay erişiminin de ötesindeki sebeplerden kaynaklanıyor. Durum öyle bir noktaya geliyor ki insanlar dışarıda tartışmaya girmeye gönülsüz hâle geliyorlar çünkü kimin silah taşıdığı belli olmuyor. Polis her zaman yardım edemiyor. Bunun sebepleri arasında polislerin yetersiz eğitilmesi, düşük maaşlar ve yozlaşmış ofis görevlileri var. Geceleri Bay Cegarra dışarıya mutlaka yanında birkaç arkadaşı ile çıkıyor. Gecenin geç saalerinde bir polis kontrol noktası gördüklerinde bu onları rahatlatmıyor çünkü haydutlar polis kılığında gezebiliyorlar.

“Bir dakika içerisinde kaçırılabilirsiniz veya arabanız çalınabilir. Sabaha karşı saat 3’te bir kontrol merkezi görürseniz, yapacağınız en hayırlı iş hızlanmak ve o noktayı geçip gitmek olur.” ~ Alejandro Cegarra

İsyandan hapse atılmış birinin yakınları ağlarken.

Bu devriyeleri askerlerin yapması yangına körükle gitmek anlamına geliyor. Silahlara ne kadar para harcanırsa harcansın veya olaylara ne kadar hızlı yetişilirse yetişilsin, on yıllarca savaş yüzü görmemiş bir ülkede acaba önceliklerin yanlış mı belirlendiği sorusu kafalarda beliriyor.

“Neden para polislerin maaşına veya eğitimine harcanmıyor? Polis kuvvetlerinin durumu içler acısı. Bu paranın savaş yerine yerine üniversitelere, hastanelere ve daha kaliteli polis malzemelerine harcanması daha iyi olmaz mıydı?” ~ Alejandro Cegarra

Bay Cegarra bu projesine önümüzdeki yıllarda devam etmeyi düşünüyor. Caracas’da bu kadar zaman geçirdikten sonra kendisine duygusal anlamda çok iyi gelen Amsterdam’a yeniden gidebileceğini de ekliyor.

“Sürekli diken üstünde olmak insanın psikolojisini alt üst ediyor. Amsterdam’da geçirdiğim süre içerisinde geceleri sokağa çıkabilecek kadar kendime gelmiştim. Bir yerden kaçmak veya telefonumu çalma olasılığı olan birinin peşimden gelip gelmediği kontrol etmek için sürekli arkama bakmak zorunda değildim. ” ~ Alejandro Cegarra

Catia, Caracas’da bir hapishanede daha iyi koşullar için isyan eden mahkumları gözleyen polisler.
Caracas’ın işlek caddelerinden birinde çete üyeleri ile polisler arasında yaşanan bir çatışmadan geriye bu kan gölü kalıyor.
Bir baskın sonucunda evleri yok olan ve aileleriyle sokakta yaşayan bu çocuklar, Caracas’ta bir yolda oyun oynuyorlar. Ordu, iktidarın provokasyon yaptıklarını ileri sürdüğü Kolombiyalı milisleri arıyordu.
Polislerin olağan kimlik kontrolü sırasında tutuklu pozisyonunda bekleyen bir adam.
Caracas’da adlî polis memurları olay yerini inceliyorlar.
Rodeo III cezaevinde bir koruma, tutuklu insanları izliyor.
Caracas’da bir kenar mahallede özel bir operasyon gerçekleştiren ordu mensupları.
Bağımsızlık günü geçit törenini izleyen kalabalık.
Caracas’da bir kenar mahalle kalabalık bir erkek grubuna doğru yürüyen bir polis.
Bir soygun sırasında kafasından vurulan bir kişinin yakınları.

Kaynak

NY Times Lens Blogs

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.