Ejderhalar, Kadınlar ve Krallar – Yerdeniz Serisinin Dördüncü Kitabı: Tehanu

Tehanu – Ön Kapak

Yerdeniz Serisi 1. Kitap

Yerdeniz Serisi 2. Kitap

Yerdeniz Serisi 3. Kitap

Yerdeniz Serisi 5. Kitap

Yerdeniz Serisi Yerdeniz Öyküleri

Orijinalinde üçleme olarak yazılan Yerdeniz Üçlemesi, Tehanu ile dörtlemeye dönüşmüş, sonra buna Öteki Rüzgar eklenerek Yerdeniz Beşlemesi adını almıştı. Yerdeniz serisi hakkında merak edilen ve bazı konulara açıklık getiren, birkaç öyküden oluşan Yerdeniz Öyküleri ise araya lezzetli bir çeşni olmuştu. Bu seriden size tanıtacağım kitap işte bu dördüncüsü, seriye yeni bir soluk getiren Tehanu.

“Zamanın başlangıcında, Segoy yerkürenin adalarını denizden çıkardığı zaman, karalarda ilk doğanlar ejderhalarmış ve karalarda rüzgarlar esiyormuş. Yaradılış şarkısı böyle söylüyor. Başlangıçta ejderha ile insan birmiş. Hepsi tek halkmış, tek bir soy, kanatlı ve Gerçek Lisan’ı kullanan. Güzel, kuvvetli, akıllı ve özgürlermiş. Fakat zaman içinde değişmeyen bir şey yoktur. Böylece ejderha-insanlar arasında bazıları uçmaya ve yabaniliğe gönüllerini gitgide daha çok kaptırmışlar ve yaratma işleriyle veya çalışmak ve öğrenmekle veya evler ve şehirlerle daha az ilgilenmeye başlamışlar. Sadece, avlanarak ve avladıklarını yiyerek, cahil ve umursamaz, çok, daha çok özgürlük arayarak uzağa, çok uzağa uçmak istemişler. Ejderha-insanların diğerleri uçmaya daha az önem vermeye başlamışlar ama hazineler, paralar, yapılmış şeyler, öğrenilmiş şeyler birikmeye başlamışlar. Gözleri hep daha, daha fazlasında, hazinelerini korumak için kaleler, evler yapmışlar; kazandıklarını çocuklarına geçirebilsinler diye. Ve uçarak gelip sevgili hazinelerini bozabilecek, salt dikkatsizlik ve vahşilik yüzünden ani bir alevle yakabilecek yabanilerden korkmaya başlamışlar. Yabani olanlar hiçbir şeyden korkmuyorlarmış. Hiçbir şey öğrenmemişler. Cahil ve korkusuz oldukları için, uçamayanlar onları bir hayvan gibi kıstırıp öldürdüklerinde kendilerini koruyamamışlar. Fakat diğer yabaniler uçarak gelip güzel evleri ateşe vermişler, yıkmışlar ve öldürmüşler. İster yabani ister akıllı olsun, en güçlü olanlar birbirlerini ilk öldürenler olmuş. En korkak olanlar, onlar bu kavgadan saklanmışlar ve saklanmak için olanak kalmayınca da kavgadan kaçmışlar. Yapma becerilerini kullanarak tekneler yapmışlar ve batı adalarından uzağa, kanatlıların yıkılmış kuleler arasında savaştıkları yerden doğuya yelken açmışlar. Böylece hem ejderha, hem de insan olarak değişmiş ve iki ayrı halk oluşturmuş- hep daha az ve daha yabani olan, bitip tükenmek bilmeyen hırs ve öfkeleriyle Batı Uçyöreler’in uzak adalarına dağılmış olan ejderhalar; ve hep daha kalabalık olan zengin kasaba ve şehirlerinde yaşayan, İç Adalar’ı ve tüm güneyi ve doğuyu dolduran insan halkı. Fakat bunların aralarında ejderhaların bilgilerini -Yaradılış Lisanı’nı- koruyan bazıları varmış ve bunlar da büyücülermiş.”

Batıdan da batıda
karanın ilerisinde
halkım dans ediyor
diğer rüzgarda.

Yıllar önce, Atuan Mezarları’ndan kaçan Tenar, kendisine sade bir hayat seçmiş eski bir rahibeydi. En Uzak Sahil’de Kuğu’nun dünyalar arasında açtığı deliği kapatmak için bütün gücünü tüketen ve ejderha Kalessin tarafından Gont Dağı’na getirilen Çevik Atmaca’da büyük bir büyücüydü. Şimdi Tenar, dul ve iki çocuğunu büyütüp kendi hayatlarına yolladıktan sonra evlat edindiği Therru (Tehanu) ile bir senedir yaşamlarına devam ederken hayatlarına giren Çevik Atmaca ile birbirlerinde teselli arayacaklardı. Tehanu kitabı aslında öze dönüş hikayesi. Aynı zamanda yazarın Çevik Atmaca’nın hayatının nasıl devam ettiğini bize gösterme hikayesi de denilebilir. Yıllar önce birbirlerine yardım etmiş ve çok tehlikeli bir maceraya atılmış olan Tenar ve Ged (Çevik Atmaca)’in hikayesini okumak mutluluk verici. Tehanu ise insanlar tarafından incitilmiş, yakılmış bir çocuk. İnsanların korktuğu, sıradışı bir çocuk hem de.


Kitapta erkekler ve kadınlar üzerine çok ilginç benzetmeler yapmış yazarımız. Kadınlara genelde ev hanımı, eş, anne, çıkrıkçı ve cadı rolleri yakıştırılırken, erkeklere evin reisi, büyücü, savaşçı, denizci, maceracı denilmiş. Bir kadın bu konuda yetenekleri olsa bile en fazla ulaşabileceği mertebe cadılık. Kadınlar arasından asla büyücü çıkmamış ve bir kadın olarak sözleri fazla ciddiye alınmıyor. Tenar tüm kadınların ötesinde özel bir yere sahip. Kral Lebannen (Son Uzak Sahil kitabında Çevik Atmaca ile yolculuğa çıkan Arren)’in özellikle saygı duyduğu ve dinlediği bir kadın. Ne de olsa o Ak Hanım, eski bir rahibe, Halka’nın birleştiricisi ve bu kitapta gördüğümüz üzere Ejderha Efendisi. Ejderha Efendisi demek, ejderhalara hükmeden demek değil, ejderhaların konuşmayı kabul ettiği kişiler olduğunun altını çizmekte fayda var.

“Kadın (Tenar), büyücünün (Yelanahtarı) ona karşı denetim altında tuttuğu sabırsızlığı hissediyordu. Neden bu kadın ayak diriyor? Ne istiyor? diye düşünüyordu kuşkusuz. Ve kadın, adama söyleyememesine neyin neden olduğunu merak etti. Adamın sağırlığı kadını susturmuştu. Adama sağır olduğunu bile söyleyememişti…..Fakat genç kral dinliyordu, sessizlik içinde.”

Burada bir başka önemli simge ise büyücülük ve erkeklik kavramlarının birleştirilmiş olması. Büyücülük yeteneğini kaybeden bir büyücü (büyücülerin erkek olduğunu unutmayalım) içi boş bir kabuğa dönüyor. Sanki hayat amacını kaybetmiş, korkak, zayıf birine dönüşüyor. Şimdiye kadar yapılan her şey boşa yapılmış ve yapılacak olanlar bir hiç içinmiş gibi. Öyle olmadığını, aslında nelere nasıl anlamlar yüklediğimizin bizlere bağlı olduğunu keşfediyoruz. Çevik Atmaca bir süre boşlukta gezindikten sonra bunu fark ediyor. Artık büyü yeteneği olmayabilir ama o bundan ibaret değil. Ve işte gerçek aşkı o zaman keşfediyor. Kendini tamamen sevginin kollarına bırakıyor. Roke dışında öğrenilecek bir hayatın olduğunu, başka şekillerde de hayatın sürdürülebileceğini keşfediyor.

“Eğer bir insanın kuvveti sadece bir diğerinin zayıflığıysa, korku içinde yaşar.” Çevik Atmaca

Tehanu – Arka Kapak

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.