Hepimizin “Ölüm”cül Korkuları Var!

Irvin Yalom – Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek

“Ölüm korkusu bütün insanlarda ortaktır: hiç ayrılmadığımız karanlık gölgemizdir.”

Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek Ön Kapak

Le soleil ni la mort ne se peuvent regarder en face. Güneşin veya ölümün yüzüne doğrudan bakamazsınız. Yalom, Atinalı sıradışı bir düşünür olan Epikouros’u ölüm anksiyetesiyle başetmek için temel alır. Epikouros, tıbbi felesefe uygulamış ve tıpkı bir doktorun insan bedenini tedavi etmesi gibi filozofun da insan ruhunu tedavi etmesi gerektiğini savunmuştur. İnsanın mutsuzluğunu gidermenin yolu felsefeden geçer ve insanın mutsuzluğunun kaynağı ölüm korkusudur. Herkes er veya geç ölümle yüzleşmek durumunda kalır ama aslında bu yüzleşmenin de öncesinde bu korku her zaman bizimledir. Kitapta, ölüm korkusuna bağlamayı bile düşünmediğiniz sıkıntılarınızı biraz deşersek altından ölüm korkusunun çıkacağı anlatılır. İnsanın kendisiyle yüzleşmesi veya zaten yüzleştiyse bile ölüm hakkındaki düşüncelerin daha netleşmesi açısından okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.


Yaşamımızda ölüm korkusunun kendisini belli ettiği bazı dönemler vardır. Genel olarak çocuklar ölümün daima farkındadırlar. Ergenlik döneminde bu farkındalık iyice yükselir ve kendilerince baş etmenin yollarını ararlar. Olgunlaştıkça bu korku azalır ama ne zaman çocuklar büyür ve ayrılıp giderler, ölüm korkusunu daha fazla görmezden gelemeyiz. O zaman bile bu düşünceyle yüzleşmek yerine kaçınmanın yollarını arar dururuz. Kimi kendisini dine verip, ölümden sonra cennet hayaliyle kendisini avutur, kimi terapistlere gider ve sıkıntılarının kaynağının ölüm korkusu olduğunu fark etmeden sıkıntılarını çözmeye çalışır.

“Çoğu insanı ölüm konusunda dehşete düşüren şey geleceğin kaybı değil, geçmişin kaybıdır. Aslında unutma davranışı hayatın içinde her zaman var olan bir ölüm biçimidir.”~Milan Kundera

Ölüm, hayatın ta kendisidir. Yazar, Tolstoy’un “İvan İlyiç’in Ölümü” kitabından verdiği bir örneği inceleyelim. Orta yaşlı, bencil ve kibirli bir bürokrat ölümcül bir hastalığa yakalandığını ve acı çekerek öleceğini öğrenir. Ona umut vermeye çalışan herkese karşı çok öfkelidir. Benliğinin en derin noktalarına daldığında, bir zamanlar kendisini ölümden koruyan bütün bu ünvanların, aslında hayata karşı da koruduğunu anlar. Yaşayan her şey ölmek zorundadır.
Ölümün Tam Olarak Nesinden Korkuyorsunuz?
Yalom, bu sorunun terapileri hızlandırdığı ve ortaya somut yanıtlar çıkardığından bahsediyor. Bu soruya cevabınız eğer “Daha yapacak çok şey var.!” ise ölüm halinde kaçıracağınız bir hayatın endişesi içindesiniz demektir. Ölüm anksiyetesi ile hayat tatmini negatif ilişkilidir. Biri azalırsa, diğeri çoğalır. Ayrıca yazarın şu sözü de çok hoşuma gitmişti onu da belirtmeden geçemeyeceğim: “Zor kararların kökleri genellikle varoluşsal kaygılar ve kişisel sorumluluk temeline uzanır.” Şunu da unutmayın der Yalom; “Yukarılara doğru ilerlemenin yalnızca bir mit olduğunu birdenbire fark etmek insanlar için sarsıcı olabilir, inançların ve fikirlerin önemli ölçüde değişmesini sağlar.”


Schopenhauer’in Üç Denemesi: Kişinin Sahip Oldukları, Kişinin Temsil Ettikleri, Kişinin Ne Olduğu
Bu makalelerde vurgulanan düşüncenin, ne zenginlik, ne maddi eşyalar, ne sosyal statü, ne iyi bir namın mutluluk getirmediğinin altını çizer Yalom. Yalnızca kişinin ne olduğu önemlidir.Maddi zenginlik sonu gelmeyen ve insanı asla tatmin etmeyen bir iştir. Zenginlik deniz tuzu gibidir, içtikçe insan daha fazlasını arzular ve sonunda o zenginlik bize sahip olur. Başkalarının gözüne ne olduğumuz önemli değildir çünkü onların hayali de durmadan değişir. İnsanların ne düşündüğünü tam olarak bilemeyiz, buna rağmen ne düşündüklerini tahmin etme yoluyla kendimizi başkalarının düşüncelerine köle edemeyiz. Bu yüzden kendimize odaklanmalıyız. İçsel dengemiz, bizi rahatsız eden şeyler değil, onları nasıl yorumladığımız olduğunu bilmekten kaynaklanır. Hayatta edindiğimiz deneyimlerimizi nasıl yorumluyoruz? Kendimize sormamız gereken soru budur.


Ölümle karşı karşıya olan veya şiddetlim ölüm anksiyetesi çeken birine yapılabilecek en büyük yardım onun yanında durmaktır. Bu korkumuzla başa çıkmamızda ilişkiler çok önemlidir. Bu kitabı okumanızı gerçekten tavsiye ediyorum. Bu kitabın hitap etmediği bir kişi bile olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta hepimiz ölümlü varlıklarız. Er veya geç bunu tadacağız. Korkularınız varsa ve bu kitaplardaki açıklamalar sizi tatmin etmediyse o zaman bir uzmana görünmenizde fayda var. Hayatı korkarak yaşamaktansa korkularımızla baş ederek yaşamak daha iyidir.

Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek Arka Kapak

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.