İyilik Ve Merhametin Savaşı: The Elephant Man

The Elephant Man, 8 dalda Oscar adayı olan ve şüphesiz David Lynch’in en önemli filmlerinden biri olma özelliği taşıyan bir yapım. Uzun zamandır izlemek istememe ve arşivimde bulunmasına rağmen bu hafta izleme şansına eriştim. İzlemek için niye bu kadar beklediğim diye kendime de kızmadım değil.

Öncelikle şunu belirteyim, kişisel olarak siyah-beyaz filmler izlemek benim için çoğu zaman kolay olmamıştır. Çünkü renkli gördüğümüz dünyayı siyah beyaz izlemek, filmin içine girmemi engelliyor. Bunun sebebi belki de gözlerimi ilk renkli filmlerle açmamdır. Ama izlediğim bu kadar iyi siyah-beyaz film sonrası bu durumu kırmaya başladım. Çünkü kırılması gerekiyordu.

Filmin konusuna gelecek olursak; insanlara korku veren yüzünün altında nazik ve duygusal bir kalbi olan John Merrick’in gerçek yaşam öyküsünü konu alıyor. Yönetmen çok acı ama bir o kadar da ders alınması gereken bir hayatı anlatmayı seçmiş. Bu takdir edilmesi gereken bir durum. Toplumsal dertleri olan filmler her zaman biraz daha fazla özeldir. Bunun nedeni sinemanın sanatsal bir olgu olmasının yanı sıra bir kitle iletişim aracı da olmasıdır. Sayısını bilmediğimiz kadar insana ulaşır sinemanın söylemek istedikleri ve çoğu kez de etkilidir.

John Merrick adında vücudu deformasyona uğramış bir adamın hikayesidir Fil Adam. Annesinin hamileliğinin ortalarında bir fil tarafından saldırıya uğraması sonucunda fiziksel açıdan ‘anormal’ bir şekilde doğmuştur. Bu fiziksel engeli onu sirklerde para kazandıran bir ‘mal’ durumuna dönüştürmüştür.

Bir gün Londra Hastanesi’nde çalışan cerrah Treves’in bu para kazanma aracı olarak kullanılan insanı fark etmesi ve John Merrick’i sahiplenmesiyle olaylar gelişir. (Bu arada Treves karakterini inanılmaz bir oyuncu olan Anthony Hopkins canlandırıyor) Hastanede bir oda tahsis eder ve ona iyilik ile merhametin ne demek olduğunu gösterir. İyilik ve merhametin karşısında her zaman var olan kötülük bu durumu hazmedemez; merhametten yoksun insanların ruhunda hayat bulur ve John Merrick tekrar acımasızlıkla tanışır.

En temel anlamıyla film ‘farklı’ olana bakış açısını iki yönüyle de anlatmaya çalışıyor. Birileri öteki olana, kendisinden farklı olana gülerken birileri de yardım etmek istiyor. Dünyada aslında böyle bir yer değil mi; Kötülerle iyilerin savaştığı bir film değil mi?

Bu savaşı kendi sürrealist üslubuyla anlatmayı seçen David Lynch’in filmde yer verdiği çok anlamlı bir cümleyle yazımı bitiriyor ve en kısa zamanda sizinde izlemenizi tavsiye ediyorum.

Kimsenin yazma ve konuşma bilmediğini sandığı John Merrick, Doktor Treves ve hastane başhekiminin onu ziyaretinden sonra odanın ortasında yüksek sesle İncil’de yer alan şu cümleyi söyler; “İYİLİK VE MERHAMET ÖMRÜMÜN HER GÜNÜNDE BANA EŞLİK EDECEK VE BEN EBEDİYEN TANRI’NIN EVİNDE KALACAĞIM.”

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.