Cumhurbaşkanı Erdoğan İstiklal Marşı Bestesi Hakkında Ne Dedi..!

İstiklal Marşı bestecisi kimdir? İstiklal Marşı bestesi ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ne dedi? Muhtarlar toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstiklal Marşı bestesiyle ilgili yorumunu paylaştı. Peki İstiklal Marşı bestecisi kimdir? Osman Zeki Üngör kimdir? Edgar Manas kimdir? İşte İstiklal Marşı hakkında merak edilen tüm detaylar ve açıklamalar.

İstiklal Marşının bestecisi kimdir? İstiklal Marşı güftecisi kimdir? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün yapılan Muhtarlar toplantısında İstiklal Marşı‘nın bestesiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık simgelerinden biri olan İstiklal Marşı’nın bestecisi ve güftecisi hakkındaki bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Osman Zeki Üngör kimdir, Edgar Manas kimdir? sorularının yanıtını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstiklal Marşı bestecisi hakkındaki ifadelerini sayfamızdan bulabilirsiniz.

İSTİKLAL MARŞI BESTECİSİ VE GÜFTECİSİ KİMDİR?

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığın sembolu olan İstiklal Marşı  12 Mart 1921 tarihinde Türkiye’nin resmi marşı olarak kabul edildi.

-İstiklal Marşı Şair’inin adı Mehmet Akif Ersoydur.

-İlk bestesi 1924 yılında Ali Rıfat Çağatay tarafından yapıldı.

-1930’da bu bestesinin değiştirilme kararı alındı ve 1930’da yeni bestesi Osman Zeki Üngör tarafından yapıldı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN İSTİKLAL MARŞI BESTESİYLE İLGİLİ AÇIKLAMA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstiklal Marşımızın anlamını ancak dilimizle birlikte kalbimizle birlikte okuduğumuzda anlayabiliyoruz. En büyük üzüntüm marşı yüreklere nakşedecek bir bestenin bulunamamış olmasıdır. Burada da bestekarlara görev düşüyor. Güfte var, istenilen beste yok. Temenni ederiz ki o da çıkar. Şu anda Fırat Kalkanı, Afrin, biz bununla ilgili bir İstiklal Marşı gibi demeyeyim ama bir Mehter Marşı gibi marşı da yazamalar mı? Bunu hazırlasınlar. Evde torunum bile Mehter Marşı ile yürüyor. Askerlerimizi de Mehter Marşı ile yürütür gibi yeni marşlarla yürütelim. 15 Temmuz için de marş yazılabilmeli. Şiirlerini yüreğiyle de yazan şairlerimize çok önemli görevler düşüyor” dedi.

İSTİKLAL MARŞI BESTECİSİ OSMAN ZEKİ ÜNGÖR KİMDİR, HAYATI

Besteci, Orkestra şefi, keman virtüozu Osman Zeki Üngör 1880 yılında İstanbul’da doğdu. Muzıka-i Hümayun’da Fasl’ı Cedid’i tertib eden Santuri Hilmi Bey’in torunu; Hacı Bekirzade Hüseyin Bey’in oğlu, Ekrem Zeki Ün’ün babasıdır.

Beşiktaş Askeri Rüştiyesi’nde okudu. 1891’de girdiği Mızıkai Hümayün’da yeteneğiyle II.Abdülhamid’in dikkatini çekti. Batı müziği öğrenimi görerek konser kemancısı oldu. Büyükbabası Santuri Hilmi Bey’in kurduğu Mızıkai Hümayun faslı Cedidi’nde ve Saffet Atabinen’in ilk defa düzenlediği senfoni orkestrasında başkemancı olarak çalıştı. Binbaşı rütbesiyle de Saray Orkestrası Şefi oldu.

 

Mızıkai Hümayun’da öğretim görevinde bulundu. İstanbul Erkek Muallim Mektebi’nde öğretmenlik yaptı. Bağımsız kadrosu olan ilk Türk senfoni orkestrasıyla Union Française’de haftalık halk konserleri verdi. Musiki Muallim Mektebi’nin müdürlüğünü yaptı.

Avrupa şehirlerinde de orkestralar idare ederek konserler veren Üngör; asıl ününü Mehmed Akif Ersoy’un İstiklal Marşını 1922 senesinde besueleyerek elde etti. Cumhuriyet’in İlanı’ndan sonra vazifesini Ankara’ya naklederek Ankara Riyaset-I Cumhur Musıki Hey’eti Şefi oldu.

Musıki Muallim Mektebi’nin kurulmasında önemli rol oynayan Üngör; 1924-1934 seneleri arasında bu okulun müdürlüğü vazifesinde bulundu.

1934 senesinde emekliye ayrılan Üngör; bir müddet de Teşvikiye Caddesi’nde Maçka Palas’ta oturmuş, 1958 senesinde de İstanbul’da vefat etmiştir. Cenaze töreninde özel izinle İstiklal Marşı çalındı.

İstiklal Marşı dışında başlıca eserleri: İlim Marşı, Azmü Ümit Marşı, Töre Marşı, Türk çocukları, Cumhuriyet Marşı.

EDGAR MANAS KİMDİR?

Bestekar, maestro ve musiki hocası olarak hayatını sürdürmüştür. Aleksi Manas’ın oğludur. Babasının ölümünden sonra 13 yaşında İtalya’ya gidip, beş sene Venedik’teki Murad-Rapayelyan Koleji’nde okuyan Edgar Manas Padova Konservatuvarı’nın kontrpuan ve füg bölümlerinden mezun olmuş ve maestro unvanını almıştır. 1905’te İstanbul’a dönen Edgar Manas, Union Française’in yeni kurulan Gallia korosuna yönetmen olarak atanmıştır.

 

 

 


1912-1921 yılları arasında, Darü’I-Elhan’da armoni, kontrpuan ve piyano hocalığı yapmıştır. 1923-1933 yılları arasında ise, Belediye Konservatuarı’nda armoni ve kompozisyon dersleri vermiştir. Konservatuvar’ın kadınlar korosunun ve orkestrasının yönetmenliğini de yapan Edgar Manas 1937’de, Patrikhane Meryem Ana Kilisesi’nin Koğtan Korosu’nun yönetmeni oldu ve yirmi yıl bu görevde hizmet verdi.

1954’te Atlas Sineması’nda, musiki hayatını 60’ıncı yıldönümü kutlanan Edgar Manas Ermeni okularında solfej dersleri de vermiştir. Tüm bunların dışında İstiklal Marşı’nın orkestrasyonu da Edgar Manas’a aittir.

Eserleri: ilk bestesi “Menune Valsi”dir. Diğer besteleri arasında Kuddas-ı Şerif Ayını , Oratorya , çocuklara ait iki operet, “Andante Symphonique”, “Tantum Ergo”, “Quartette”, “Prens Adaları” (piyano için), “Suite”(üç kısımlı), prelüdler ve fügler “Rapsodie de l’Orient”, “Symphonique Allegro”, beş Ermenice ve 1934’te seslendirilen “Ahmet”, ”Kara Tavuk” ”Aşkın”, ”Yalı Havası” ve “Dama Çıkma” adlı beş de Türkçe şarkısı vardır. Manas, 9 Mart 1964’de hayata veda etmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Muhtarlar Toplantısı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin, “Her türlü hassasiyet gözetiliyor. Bakın şu anda önce siviller arabalara bindirilerek özel bir koridordan Afrin’den çıkarılıyor.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 46. Muhtarlar Toplantısı’nda, Adana, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çankırı, Çorum, Erzincan, Kahramanmaraş, Kastamonu, Konya, Samsun, Sinop, Sivas, Yozgat ve Zonguldak’tan gelen muhtarlara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin yıldır bu toprakları vatan haline getirmek ve vatan olarak muhafaza etmek için kanlarını akıtan şehitleri, gazileri şükranla yad ettiklerini dile getirdi.

Erdoğan, Afrin’de yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’nda etkisiz hale getirilen teröristlere ilişkin son rakamın 3 bin 444 olduğunu belirterek, Afrin’e biraz daha yaklaşıldığını, akşama kadar kuşatma çemberinin tamamlanmış olacağını bildirdi.

İşlerinin kolay olmadığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz Batı gibi gidip de sivilleri vurmuyoruz. İsmini açıklamayacağım, Cezayir’de 5 milyon insanı katledenler, kalkıp da Türkiye’ye hesap sormasın. Önce onlar bunun hesabını versin. Ruanda’da, Libya’da onbinleri, yüzbinleri öldürdüler. Önce onlar bunun hesabını versinler. Irak’ta onbinleri, yüzbinleri öldürenler, önce bunun hesabını versinler. Bunların hesabını veremeyenler, kalkıp da Türkiye’ye hesap sormaya yeltenmesinler. Türkiye, eğer sivilleri öldürmeyi hedef alsaydı, şu anda Afrin çoktan bitmişti. Her türlü hassasiyet gözetiliyor, dikkat ediliyor. Bakın şu anda önce siviller, arabalara bindirilerek özel bir koridordan Afrin’den çıkarılıyor.

Bunlar öyle alçak, öyle katil ki benim Mehmet’im, o yavrum, yere atılan Kur’an-ı Kerim’i yerden kaldırırken el yapımı bomba ile şehit ediliyor. Bunlar imansız, bunlar kafir, bunların akıbeti belli. Ama Mehmet’im her türlü hassasiyeti gösteriyor. Bütün bu hassasiyetler içerisinde bunlara orada bu dersi veriyor. İnşallah neticesi hayrolacaktır. Biraz uzuyor, neticesi hayrolacak. Bak çıkartılanlar bir taraftan da işte temizlenen yerlere yerleştiriliyor.”

Salonda bulunan bir muhtarın, “Cumhurbaşkanım, bizi de Afrin’e götür.” sözleri üzerine Erdoğan, “İnşallah, haber geldiği anda önce ben, sonra siz, beraber gideceğiz.” dedi.

Sanatçıların ve sporcuların Afrin’e gitmek istediklerini kendisine ilettiğini belirten Erdoğan, muhtarlara “Siz, bu milletin özetisiniz özeti.” diye seslendi.

“Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan.” dizesini okuyan Erdoğan, “Yürüyeceksin, muhtarlar yürüyecek arkandan.” ifadesini kullandı.

Salonda bulunan bazı muhtarların “Birer maaşımızı verelim.” dediğini aktaran Erdoğan, “Allah razı olsun. İşte bu yürekler olduktan sonra, bu inanç olduktan sonra, bu iman olduktan sonra bu milletin bileğini kimse bükemez.” diye konuştu.

– “Darbeyi yapanlar hedefe ulaşamadı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesi millete yaptıkları çağrının ardından milyonların meydanlara döküldüğünü anımsatarak, “F-16’lar, helikopterler, tanklar, toplar, bombaları yağdırırken benim milletim meydanlara caddelere döküldü. 251 şehidimiz oldu, 2 bin 193 gazimiz oldu ama bu şehitlerimizle biz ülkemizi kaptırmadık ve bu darbeyi yapanlar hedefe ulaşamadı.” dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

“İşte bu katil feto ve avanesi, zaten onlar bu ülkede değil malum Pensilvanya’da. Arkasında kimlerin olduğu o da malum. Bize akıl verenler, bunlarla ülkemizi parçalamak istediler, başaramadılar. Şu anda yüzlerce, binlerce FETÖ ile ilgili o asker elbisesini giymiş hainler, onlar asker değil, onlar bizim askerimiz olamaz, şu an içeride. Polis aynı şekilde, elbiseyi giymiş ama içi FETÖ, onlar da içeride. Ama sağlam olanlar, inançlı olanlar, bu vatansever milletin evlatları, onlar zaten şu anda görevlerinin başında. Terörle mücadelede 15 Temmuz’da ve sınır ötesi operasyonlarımızda şehit olan askerlerimize, jandarmalarımıza, polislerimize, güvenlik korucularımıza, sivil görevlilerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyoruz.”

– “3 bin DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Mehmet Akif’in şiirlerinde tasvir ettiği kahramanların bu ülkede bitmediğini, bitmeyeceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Dün Fırat Kalkanı Harekatı’nda güya dünyanın en tehlikeli, en vahşi, en acımasız en donanımlı terör örgütü olan DEAŞ’ı karşımıza diktiler. Bunlar böyle hain. Bir taraftan diyorlar ki ‘DEAŞ’a karşı savaşacağız’. Ama DEAŞ’ı bizim karşımıza dikiyorlar. Ne oldu? Biz 3 bin DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik, ondan sonra ileri doğru El Bab’a indik ve tekrar aynı şeyi söylediler, ‘DEAŞ’a karşı mücadele’…Yalan söylüyorsunuz yalan, dürüst değilsiniz. Zeytin Dalı Harekatı’nda yine aynı afra tafrayla karşımıza çıktılar. Bize parasıyla dahi verilmeyen silahlarla donatılan… Bak biz para verdik ya, ‘Bize şu silahları verin, işte insansız hava aracı, silahlı insansız hava aracı…’ ‘Kongreden müsaade çıkmadı’. Şimdi diyorlar ki ‘Bizde işte silahlar var, verelim’. Ver. Yine vermiyorlar. Ama ne oldu? İşte bu kötü komşular bizi silah sahibi yaptı. Şimdi bizim şurada şu mücadelede Afrin’de kullandığımız silahlarımızın tamamına yakını yüzde 65 yerli. İnşallah daha da bu artacak. Bunları üretiyoruz, üretmeye devam edeceğiz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.