Amerikan Kısa Öyküleri (Derleyen, Ayşe Şirin Okyayuz Yener)

Amerikan Kısa Öyküleri
Amerikan Kısa Öyküleri

Amerikan edebiyatına güzel bir giriş yapmak, ünlü yazarlardan bazılarının hikâyelerini okumak için bundan daha güzel bir tavsiye olamaz. Çeşitli akımların yazarlarının bir araya derlenmiş bu hikâyeleri sizleri alıp bambaşka diyarlara götürecek. Başka bir kültürü tanımaya başlamanın en güzel başlangıç noktası, onun sözlü ve yazılı edebiyatını bilmektir. Özellikle de bu alanda eğitim görüyorsanız bu eser kitaplığınızın olmazsa olmazlarındandır.

Kitabın İçeriği

Nathaniel Hawthorne (Ölülerin Eşleri)

Biri denizde, biri karada çalışan iki kardeşle evlenen iki kadının yaşadıkları ortak bir acı vardır. Kardeşlerden birinin Kanada’da, diğerinin ise Atlantik’te bir fırtınada öldüğü haberi eşlerine ulaşmış ve ortak bir acı yaşayan iki genç kadın birbirlerinin varlığından teselli bulmaya çalışırlar. Bir gece art arda gelen iki haber ikisinin de hayatlarını değiştirecektir.

Samuel Clemens (Trende Yamyamlık)

Trende yolculuk eden iki yolcu arasında anlatılan bir hikâye aslında Trende Yamyamlık. Başka bir tren yolculuğu sırasında yoğun kar yağışı yüzünden tren yolda mahsur kalır. Yolu açmak mümkün değildir. Bol miktarda odun olmasına rağmen hiç yiyecekleri yoktur. Açlıkla geçen yedinci günün sonunda insanlar giderek yabanileşmeye başlarlar. Aralarından kimin yeneceğine dair bir toplantı yaparlar ve günler bu toplantının etrafında şekillenmeye başlar.

Kate Chopin (Fırtına)

Bir fırtına sırasında baba ve oğul (Bobinôt ve oğlu Bibi), Friedheimer’ın dükkânında mahsur kalırlar. Büyük fırtına sırasında Bobinôt’un eşi de evde onları beklemektedir. Fırtınadan kaçmaya çalışan Alcée Laballiére o sırada bahçe kapısından içeri girer ve fırtına geçene kadar kalmak ister.

Henry James (Aradaki Yıllar)

Bir yazar yaşlanmış, hastalanmış ve belki de ömrünün son günlerini geçirmektedir.  Son yazdığı kitabı “Aradaki Yıllar”ın son baskısı eline ulaşmıştır ama yazar kendi kitabına yabancılaşmıştır. Okudukça yavaş yavaş hatırlamaya başlar. Son eseri, yazarlık kariyerinin en başarılısıdır. O sırada kumsaldan geçen üç kişiden biri olan genç bir delikanlının elinde kendi kitabını görür. Aynı kitabı okuyan iki kişi, aynı bankta bir araya gelirler. Kitabın yazarı olduğunu bilmeden kitabı övmeye başlayan genç adama yazar gerçek kimliğini söylemez. Yalnızlık, terk edilmek, dostluk ve para hakkında güzel bir hikâye.

Jack London (Uzak Diyarlarda)

“Kolay uyum sağlayıp her kalıba girmek gibi bir yeteneği olanlar için bu tür bir değişikliğin yeniliği bir keyif kaynağı bile olabilir; fakat yaratıldıkları kalıplar içinde saplanıp kalanlar için değişen çevrenin baskısı katlanılmazdır ve anlamaya vakıf olamadıkları bu kısıtlamalar altında ruhen ve bedenen incinirler.” Rahat bir katiplik hayatı süren Carter Weatherbee, birikimlerinin yarısını karısına devrederek, geri kalanıyla kendine üst baş alarak macera dolu bir yolculuğa çıkar. Kültürlü, kültürlü olduğu kadar zengin de olan Percy Cuthfert, duygusal nedenlerle bu macerada yerini alır. Paraya ihtiyaç duymayan bu insanların altın arama hikâyesi bu şekilde başlar. Grubun kalanına en ufak yardımları dokunmayan bu ikili rahatlarına oldukça düşkündürler. Uzun bir yolculuktan sonra kim tarafından ve ne zaman yapıldığı belli olmayan bir kulübede mola verilir. İki tembel, gruptan ayrılıp bu kulübede kalmak isterler. Grubun kalanından en ufak bir itiraz çıkmaz. İlk başta işler yolundadır. Kulübenin işlerini sırasıyla yaparlar. Yiyecek boldur. Yakacak odunla doludur etrafları. Fakat zamanla ufak tefek atışmaları aralarını iyice bozmaya başlar. Şekerin giderek azalıyor olması, aralarındaki ilişkinin kopma noktası olur. Birbirlerinden başka konuşacak tek bir canlının olmadığı bu soğuk, uzak ve ıssız diyarda bu ikiliyi karanlık bir kış ayı bekliyordur.

Edith Wharton (Yolculuk)

Evlendiklerinde gayet sağlıklı olan kocası zamanla hastalanır, kadının bakımına muhtaç hâle gelir. Gayet sağlıklı olan kadın için bu devamlı ve zorlu bakım bir nevi dinî ayine dönüşür ve canını sıkmaya, onu bunaltmaya başlar. Aralarında bir yabancılaşma meydana gelir. Güçlü ve koruyucu olan erkek ile onun sevgisini alan ve korunan kadın rolleri yer değişir. Trenle yapacakları uzun bir yolculukla evlerine doğru yola çıkarlar. Yolculuk boyunca giderek kötüleşen kocanın durumu diğer yolcuların dikkatini sürekli bu çift üzerinde tutar. Kadının uyuyakaldığı bir zamanda adam ölür. Evine dönmek isteyen kadın, bu durumu görevlilere haber vermekle, gidecekleri durağa kadar durumu çaktırmamak arasında kalır çünkü durumu bildirirse bir sonraki durakta indirileceklerinin farkındadır.

Ernest Hemingway (Temiz ve Aydınlık Bir Yer)

Hikâye, iki garsonun sarhoş bir adam ve intihar üzerine yaptıkları diyaloglardan oluşuyor. Garsonlardan biri gençtir, kendine güveni tamdır ve bir işi vardır. Yaşlı garsona göre her şeye sahiptir vente viagra belgique. Yaşlı garson ise sahip olduğu tek şeyin işi olduğunu söyleyip, yaşlı adamın kafede geç saatlere kadar kalıp içmesini haklı bulur. “Biz iki farklı tipte insanız. Gençlik ve güven hoş şeyler, ama bu farklılık yalnızca bunlardan kaynaklanmıyor… Anlamıyorsun. Burası temiz ve hoş bir kafe. Aydınlık bir yer. Işık çok güzel ve şimdi yaprakların gölgeleri de var.”

Scott Fitzgerald (Alkolik Bir Vaka)

Alkolik bir adama bakmak zorunda olan bir hemşirenin tek bir düşüncesi vardır: “Bir daha asla alkolik bir vaka üzerine çalışmak istemiyorum!” Asıl özverili bir çalışma böyle zorlu vakalarda gereklidir. Bazı hastalıkların tedavisi yoktur ve sonunu bile bile onu düzeltmeye çalışmak yorar insanı.

Katherine Anne Porter (Oğlan)

Ailenin sorunlu ve bakıma muhtaç bir çocuğu olarak dünyaya gelir bu oğlan. Bay ve Bayan Whiplelar yoksuldur ama ister paraya muhtaç olmaları isterse de bakıma muhtaç oğlanın getirdiği zorluklar olsun hiç bir şeyi elalem ne der kaygısıyla dışarıya yansıtmak istemez Bayan Whipple. Oğluna diğer çocuklarından daha fazla özen gösterir, onun üzerine bir başka titrer. Bir gün doktor, oğlanın hastalığının tedavi edilemez olduğunu ve hastaneye yatması gerektiğini söyler.

William Faulkner (O Akşamüstü Güneşi)

Bir zenci kadın ile beyaz bir aile ile üç çocuğun hikâyesi. Diyalogların ağırlıklı olduğu bu hikâyede Nancy ile Caddy, Jason ve Quentin arasındaki diyaloglar gerçekten ilgi çekici.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.