Haruki Murakami – Koşmasaydım Yazamazdım

Haruki Murakami - Koşmasaydım Yazamazdım
Haruki Murakami – Koşmasaydım Yazamazdım Ön Kapak

 

“Gerçekten sağlıksız olan şeylerle uğraşmak için insan mümkün olduğunca sağlıklı olmak zorundadır. Bu, benim tezim. Yani sağlıksız bir ruh bile, yine sağlıklı bir vücuda gereksinim duyar. İşte bu yüzden, böyle biri sanatçı olamaz, dense bile ben koşmaya devam ediyorum.” Haruki Murakami

Bu kitap, koşma üzerine yazılı bir kitap. Hem bir yazar hem de bir koşucu olarak Murakami’yi daha iyi tanımak istiyorsanız bu kitap tam size göre. Yazar kendini, “yazıya dökmedikçe doğru düzgün düşünemeyen birisi” olarak tanımlamış. Dolayısıyla, bu kitap Murakami için koşmayı anlamanın da bir yolu.

Kitabın Bölümleri

  1. Başlarken / Acı Çekmek Bir Seçim Meselesi
  2. Kim Mick Jagger’a Gülebilir?

Mick Jagger genç yaşlarında, “45 yaşıma gelip de hala ‘Satisfaction’ söyleyeceksem, ölürüm daha iyi” demiştir. 60 yaşını geçtiği hâlde hâlâ “Satisfaction” söylemektedir. Kimse gençlik günlerinde ileriki yaşlarını tahmin edemez.

  1. Koşan Roman Yazarı Nasıl Olunur?

Murakami, roman yazmayı düşündüğü tarih ve saati net bir şekilde hatırlar: 1 nisan 1978, öğlen 13.30 sıraları, Cingu Stadyumu. Evet, bir roman yazmalıydı. Yazdığı omanla Bungei edebiyat dergisinin yeni yetenekler yarışmasına katılır. Ertesi yıl bahar başlarında romanın son elemelere kaldığını öğrenir ve romanı yeni yetenek olarak seçilerek yazı yayımlanır. Bu yazı, sonrasında Rüzgârın Şarkısını Dinle (Kaze no Uta o Kike) başlığıyla basılan romandı.

  1. Atina’da Yaz Ortasında İlk 42 Kilometremi Koşuyorum

Murakami’nin hedefi 6 Kasım’da koşulacak olan New York Şehir Maratonu. Murakami, kas yapması güç, eritmesi kolay; etlenmesi kolay, eritmesi güç birisi. Bu yüzden, koştuğu mesafeyi her gün biraz daha artırarak koşularına devam ediyor. Bir şekilde vücuduna koşmanın son derece doğal bir şey olduğunu anlatıyor. Murakami; Atina’dan Maraton kasabasına , kavurucu sıcak altında koştuğu (sadece kendisi vardı) maraton yolu deneyimini eğlenceli bir dille aktarıyor.

  1. Roman Yazmak Konusunda Bildiklerimin Çoğunu Yollarda, Sabahın Erken Saatlerinde Koşarak Öğrendim

Murakami’ye göre bir roman yazarı için en önemli nitelik dehadır. Bir insan edebiyat dehasına sahip değilse, ne kadar tutkuyla çabalarsa çabalasın roman yazarı olamaz. Bir roman yazarının sahip olması gereken ikinci özellik odaklanma gücüdür. Dehanın gerekli bir noktaya odaklanabilme yeteneği… Üçüncü özelliği sürdürebilme gücü takip eder. Günlerce, günde 3-4 saat yazı yazmak insanı bitkin düşürebilir. Her günkü odaklanma  1, hatta 2 yıl devam edebilmelidir. Bu durum tıpkı günlerce hatta yılarca jogging’ sürdürebilmeye benzer. Murakami, koşarak nereye kadar kendisini zorlayabileceğini, hangi antrenmanın doğru olduğunu, ne kadar süre çalışması gerektiğini, kendine ne kadar odaklanacağını öğrenir.

  1. O Sıralarda Saçlarımı Atkuyruğu Yapıyor Olsaydım Bile

İnsan, Murakami gibi sağlıklı bir yaşam sürdürünce zamanla roman yazmamaz hale gelmez mi? Murakami’nin arada karşılaştığı bir soru bu. Onlara göre roman yazmak sağlıksız bir eylem olmalıdır. Yazar olarak tanımlanan kişi de mümkün olduğunda sağlıklı olmak denilen bir yaşam sürmek zorundadır. Böylece yazar, sıradan dünya ile kendisini ayırıp, sanatsal değerler olan saf bir şeylere daha fazla yakınlaşır. Bu, çoğu insanın kafasındaki yazar imajına uygundur. Murakami bu düşünceye katılmaz. Özünde, sanatsal eylem sağlıksız, anti sosyal unsurları bünyesinde barındırır. Bu yüzden yazarlar(sanatçılar) arasında gerçek yaşantısında toplumu dışlayan insanlar az değildir. Murakami bunu da kabul eder. Yalnız profesyonel anlamda yazmanın sürdürülebilmesi için insanın içinde açığa çıkan zehirli bir öze karşı bağışıklığı da olmalıdır. Güçlü bedenleri güçlü öyküleri de ortaya çıkartır. Bağışıklık sisteminin uzun süre ayakta kalması için büyük bir enerji gerekir. Kısacası gerçekten sağlıksız olan şeylerle uğraşmak için insanlar olabildiğince sağlıklı olmalıdırlar.

  1. Artık Kimse Masalara Vurmuyor, Hiç Kimse Bardakları Fırlatmıyordu

Yarının ne getireceğini, yarın olmadan kim bilebilir? Hiç aranızda Murakami gibi 100 kilometre koşmayı deneyeniniz var mı? Murakami bu bölümde bu koşuyla ilgili anılarını, düşüncelerini ve duygularını anlatıyor. “Ben insan değilim. Sadece bir makineyim. Makine olduğuma göre hiçbir şey hissetmeme gerek de yok. Yalnızca ilerlemeliyim.” Bu kelimeleri kafasında defalarca tekrarlayan Murakami, 75. kilometreye kadar koşuyor. Buradan sonra vücudu sanki taş duvarların arasından sıyrılıp geçermiş gibi diğer tarafa geçiveriyor. Artık akışın içinde otomatik olarak hareket etmeye başlar. Sanki o akıntıya kendisini bırakacak olsa, bir güç onu doğal olarak ileriye doğru sürükleyecekti.

  1. New York’ta Sonbahar

Murakami, New York Şehir Maratonu’na hazırlık olması amacıyla Boston’da düzenlenen yarı maratona katılır. İnsanın tüm gücünü vermeden, kendini tutarak yarış koşması basit bir iş değildir. Dizinde yaşadığı bir sorun, vücudu konusunda Murakami’yi daha fazla düşünmeye yönlendiriyor. Kendi vücudunu gözlemlemeye ve dinlemeye başlıyor. Fakat vücut da bilinç gibi labirenttir. Her yerinde karanlık alanlar vardır. Her yerinde ölü noktalar, pusular, ikili anlamlar gizlidir.

  1. Ölene Kadar 18 Yaşında

Murakami, esnek bir insan değildir. Hız müsabakalarını da sevmez. Yaptığı bisiklet antrenmanlarının tek sevmediği yönü budur. Triatlon yarışlarında hazırlanırken bisiklet antrenmanını hep en sona bırakır. Bisikletinin gövdesinde “Ölene Kadar 18 Yaşında” yazıyor. Bu, Brian Adams’ın şarkısından alıntı. Elbette bir espri bu. Ölene kadar 18 yaşında kalmak için 18 yaşında ölmekten başka yol yoktur.

  1. En Azından Sonuna Kadar Yürümedi

16 yaş can sıkıcı bir yaştır. İnsan, kendi bulduğu konumu nesnel olarak kavrayamaz, hiçbir anlamı olmayan şeylerde ustalaşır, kompleks sahibi oluverir. Yaş ilerledikçe deneme yanılmalar sonucunda gerekli şeyler biriktirilir, atılması gereken şeyler atılır. Murakami uzunlu kısalı altıncı triatlon yarışına başlar. Yüzme stiliyle ilgili sıkıntılar da çeker. Dünyada ustalıkla yüzebilen çok kişi vardır ama yüzme yöntemini ustalıkla anlatabilen kişi sayısı pek fazla değildir. Roman yazma yöntemini öğretmek de buna benzer. Belirli bir şeyi, belirli bir yöntemle, belirli sözcükleri kullanarak öğreten öğretmenler olsa bile, karşısındakine bakıp karşısındakinin yeteneklerine ve eğilimlerine uygun olarak kendi sözcüklerini kullanarak bir şeyleri öğretebilecek kişi sayısı azdır. Ve insanlar kaç yaşına gelirlerse gelsinler, yaşadıkları müddetçe, kendileriyle ilgili yeni keşifler de olacaktır.

  1. Sonsöz Niyetine / Dünya Yollarında

Bu kitap, 2005 yılının yazı ile 2006 yılının sonbaharı arasında yazıldı. O andaki ne düşünüyorsa Murakami bunları kağıda aktardı. Uzun bir kitap olmamasına rağmen kitabın bitmesi uzun sürdü ve sonradan ayrıntıları düzeltildi. Bir nevi hatırat ortaya çıktı. Koşma ve yazmayla ilgili güzel bir hatırat.

Haruki Murakami - Koşmasaydım Yazamazdım
Haruki Murakami – Koşmasaydım Yazamazdım Arka Kapak

Haruki Murakami’nin Doğan Kitap’tan Çıkan Diğer Yayınları

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında

İmkânsızın Şarkısı

Yaban Koyunun İzinde

Zemberekkuşu’nun Güncesi

Sahilde Kafka

Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

1Q84

Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları

Uyku

Kadınsız Erkekler

Haruki Murakami – Koşmasaydım Yazamazdım” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.