Mutsuzluk Bulaşıcı Bir Hastalıktır-İnsancıklar

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

İnsancıklar Dostoyevski’nin ilk romanıdir. Buna rağmen en önemli romanlarından biridir. Kitaptaki mektuplaşmalara baktığımızda acıma duygusunun ne kadar ağır bastığını görmekteyiz. “Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır” alıntısı neredeyse kitabın özeti niteliğindedir.

Çok yalin, sade bir anlatımla, iki kişinin birbirine duyduğu dostane sevgiyi, mektuplaşmaları ile anlatmaya çalışır Dostoyevski.
Kitabın Türkçe isminin neden İnsanciklar olduğunu da, kitabı bitirdikten sonra çok net anliyoruz. Kitabın kahramanı, hayatın acımasızlığını ve yoksulluğu oldukça derinlerde yaşamaktadır.
Yazarın burada en büyük başarısı, iki farklı karaktere de bürünebilmiş olmasıdan kaynaklanmaktadır.

İnsancıklar

    Kitaptan Alıntılar:

  • Hep aynı mürekkep lekeleri, hep aynı masa ve evraklar, ben bile aynıydım. Nasıl böyle kalabilmişti Her şey?
  • Gözyaşları acıya yardımcı olmaz.
  • Benim dostluğum, benim seven kalbim onun için önemsizmiş gibi geldi. O eğitimliydi bense aptallıkla yanıyordum ve hiçbir şey bilmiyordum hiçbir şey okumamıştım, bir tek kitap bile… Kitaplarla dolup taşan raflara kıskançlıkla baktım. Beni bir hoşnutsuzluk bir sıkıntı bir çılgınlık kapladı. onun bütün kitaplarını tek tek, olabildiğince çabuk okumayı istedim ve buna karar verdim. Bilmiyordum, belkide onun bildiği her şeyi öğrenince onun dostluğuna layık olacağıma inandım.
  • Hatıralar mutlu olsun, kederli olsun hep acı verir.
  • İnsan yaşayıp gidiyor ama hemen yanında böyle bir kitabın varlığını, bütün hayatının içine ilmek ilmek işlendiği bir kitabın varlığını bilmiyor. Daha önce hiç farketmediğim şey, işte burada, daha kitabı okumaya başlar başlamaz karşısına çıkıyor insanın, yavaş yavaş hatırlıyor, düşünüyor, anlıyor insan.
  • Kim bilir kaç Samson Vırin dolaşıyor aramızda, yaralı yüreğiyle!
  • İnsan payına düşen her olay yücelerde belirlenir. Birine general apoleti verilir, diğerinin 9. derece memur olması gerekir; Böyle emredilmiştir ve buna ses çıkarmadan korkarak itaat etmek gerekir.
  • Saçlarımı ağartıncaya dek yaşadım; işlediğim büyük bir günah biliyorum. Elbette kimn küçük günahları yoktur? Herkes günahkar, hatta siz bile günahkarsınız canım!
  • Bazen saklanır insan, saklanır. Yakalanmamak için gizlenir, burnunun ucunu bile göstermeye korkar; yerini belli etmez, çünkü ön yargı kol geziyordur. Çünkü yeryüzünde başka bir şey kalmamış gibi.
  • Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır.
  • Sizi sevdiğimden ve sizi sevmenin hiç de mantıksız bir şey olmadığından bahsediyorum. Siz sadece düşündüklerinizi söylüyorsunuz, bense kalbinizde hiç de öyle geçmediğine inanıyorum.
  • Biliyorlar ki; bir beyefendi restorana girer ve kendi kendine şöyle der: “Bugün ne yesem?” Ben saute popillote yiyeceğim, ama aynı esnada zavallı adam günü yağsız lapayla geçirecektir. İyi de ona ne benim yağsız lapa yememden? Böyle insanlar vardır Varenka, vardır. Sırf bunu düşünürler.
  • Sizden önce tek başımaydım ve yeryüzünde uyuyor, yaşamıyordum sanki.
  • Neden her şey böyle oluyor, iyi bir insan karanlıkta kalıyor, başkasına mutluluk kendiliğinden geliyor?

Bir Cevap Yazın