Neden Elf Hikâyeleri Yazıyorum? ~ Terry Brooks

Terry Brooks

35 yıldır profesyonel yazarlık yapan Terry Brooks, neden elflerle ilgili kitaplar yazdığını açıkladı. J. K. Rowling’in fantastik dünyalar hakkında yazılar yazmayı daha güvenli hale getirdiğini söyleyen yazar açıklamalarına şu şekilde devam etti:

“Bu kitapları yazmaya başladığım zaman, ilk 3-4 kitabımı yazmam 10 yılımı aldı. Her seferinde aynı soruyla karşı karşıya kaldım. “Bay Brooks. Siz bir avukatsınız. Neden John Grisham gibi adli gerilim hikâyeleri yazmıyorsunuz?”  Yazdığım şeylerin beni bir yazar olarak küçülttüğünü düşünüyorlardı ve adli gerilim gibi önemli görülen şeyler yazarsam edebî anlamda daha değerli bir konumda olacaktım  (Onların gözünde). Birileri çıkıp adli gerilimin, elf hikâyelerinden daha az fantastik olduğuna karar verdi. Ben bu tür hikâyeler yazmak istemiyorum. Ben odasında vakit geçiren yalnız bir çocuktum. Bolca kitap okudum. Bu kitapların çoğu macera kitaplarıydı. Bu kitaplar beni sıkıcı hayatımdan uzaklaştırıp, daha heyecanlı, ilginç ve hayatın gerçekte nasıl olabileceğine dair sınırsız olasığın bulunduğu bir dünyaya götürüyordu. Bu kitapları okumadığımda içinde plastik figürleri topladığım bir kutuyla oyalanıyordum.  Kitap okumalarımın arasında bu figürleri alırdım, odanın zeminine dizerdim ve onları bir duvardan diğerine macera dolu yolculuklara çıkartırdım. Sık okuduğum hikâyeleri baştan yaratırdım veya hikâyelerin sonu hakkında tahminler yürütürdüm. Ebeveynlerim ise aşağı katta, yüzleri ellerinin arasında, benim büyüyüp normal bir insan olup olmayacağımı, elbette büyüyebilirsem, merak ederlerdi çünkü ben bunları orta okulda yapardım. Annem araya girmeye çalıştı.

-Terry, biraz dışarı çıkmalısın. Odanda sonsuza kadar kalamazsın. Dışarı çıkıp diğer çocuklarla da oynamalısın.

Bende dışarı çıktığımda derhal diğer çocukları organize edip, içinde şövalyelerin olduğu karakter oynama oyunları yaratırdım. Birlikte çok eğlenirdik. Süpürgelerden, eşyalardan kıyafetler yapardık, atlar yerine bisikletlere binerdik ve birbirimize doğru sürerek şövalyecilik oynardık. Annemde beni sonunda odama gönderirdi ki bu konuda hiç bir şikayetim yoktu. Lise yıllarımda Avrupa ile ilgili macera kitapları okudum. Alexandre Dumas, Sir Walter Scott, Robert Louis Stevenson okuduklarımın birkaçıydı. 10 yaşımdayken yazmaya başladım. Bütün zamanımı yazarak geçirirdim. Hikâyeleri bitiremezdim. Heyecanla yazmaya başlardım ama bu heyecanım beş dakika sürerdi. Hayatımda yepyeni bir ufku açan kişi Tolkien’di. Bu konuda konuşmaya üniversite yıllarıma kadar cesaret edemedim. Beni etkileyen bir başka yazarda lisede okumaya başladığım ve üniversite yılarımda da okumaya devam ettiğim, İngilizce bölümünde son sınıftaki tezim kendisi hakkında olan William Faulkner’dı. Faulkner benim için bulmacanın cevabıydı. Kitapları okumak, özellikle de macera kitaplarını, eğlenceliydi. Bunlar yüzeyde oldukça iyi hikâyelerdi ama bir ağırlıkları yoktu. Biraz ağırlığı olan hikâyeler yazmak istiyordum. Yüzeydeki hikâyenin sunduğundan daha fazlasını sunmak istiyordum. Faulkner bunu sağladı. Bu hikâyelerdeki karakterleri, olayları alıp fantezi dünyasına koysam ne olurdu?

Bir tarafta hayal gücünü, yazarlık yeteneğini ve hayat tecrübelerini ortaya koyan bir yazar var ve kelimeleri yan yana getirerek ortaya bir kitap çıkartır. Tıpkı büyük bir bulmacanın parçalarını bir araya getirmek gibi. Kelimeler doğru bir şekilde sıralanarak büyük bir resim meydana getirir. Bu parçalar konuları oluşturur. Bize karakterleri anlatır. Yazar elinden geleni yapar ve topu diğer tarafa atar: Yani okura. Denklemin diğer tarafında bulunan okur, kendi hayal gücüyle bu tecrübeleri çok farklı açılardan ele alır. Fantastik hikâyeler kadar zorlayıcı başka bir şey yoktur çünkü burada her şey baştan yaratılmak durumundadır. Hayalî bir dünyada epik bir hikâye üzerine çalışılıyorsa, kitabın sayfalarında her şey ayrıntılarıyla açıklanmalıdır. Ayrıca bunu yaparken okurla bir bağ kurulmalıdır böylece okur da kendisini bu dünyanın bir parçası hisseder. Hikâye kendi içinde tutarlı olmalıdır ve karakterler akla olabildiğince yakın (veya hikâyedeki gerçekliklere göre olabildiğince yakın) ve gerçekçi olmalıdır. Olayların mümkün görülebilmesinin yolu budur.

Dolayısıyla ben de bu dünya ile ilgili meseleleri aldım ve hayalî bir dünyanın içine yerleştirdim. Burada size birkaç küçük örnek vermek istiyorum. Küresel ısınmayı ele alalım. Herkesin küresel ısınmanın ne olduğuyla ilgili bir fikri vardır. Peki, küresel ısınma hayalî bir dünyada bütün dünyayı kaplayan büyülü bir düzene dönüşürse ne olur? Her şeyi bir arada tutan bu düzeni bozan bir şeyin olduğunu hayal edin. Eğer sorun bilinirse bu konuda bir şeyler yapılabilir. Dünyadaki dinî çatışmalara göz atıldığında, kabile çatışmaları hakkında bir hikâye nasıl olurdu? Bu kitaplarla beni rahatsız eden veya cevabını bulamadığım sorulara bazı cevaplar bulmamda yardımcı oldu. Bir kitabı yazmaya başladığımda veya bir kitabı yazmaya devam ettiğimde kılık değiştirmiş sorunlarla yüzleşmenin verdiği heyecanı yaşıyordum. Bu sorunlara başka çözümler üretiyordum. Bu şekilde yazmaya devam ettim. Bu yüzden elflerle ilgili hikâyeler yazdım çünkü hayatın gizemlerinin cevabını bunlarda buldum. Siçin için işe yarayan yöntem nedir? Teşekkür ederim.” ~Terry Brooks

Çocukların kitap okumasının (zorla dayatılan kitaplar değil ama özellikle kendi seçtikleri kitapları okuması) ne kadar önemli olduğunu bu sözlerden de anlıyoruz. Her çocuk aynı değildir. Her çocuk Terry Brooks veya benim gibi özellikle de fantastik edebiyata gönül vermek zorunda değildir. Herkes yazar olmak zorunda da değildir. Mesela ben, okur-yazar kısmının daha çok okur kısmında kalmayı tercih ettim çünkü yazmak için belki de yeterince cesaretim yoktu. İnsanın kendi hikâyelerini yazması için cesarete ihtiyacı vardır ve ne yazık ki günümüz eğitim sistemi hayal gücünü geliştiren değil tam tersine daraltan bir yapıya sahiptir. Çocukların, bu noktada gençleri de dâhil etmek istiyorum, hayal güçlerini geliştiren eylemlerde bulunmanın vaktidir. Herkesin hayal gücü açık olsun.

Kaynak

Terry Brooks Resmî İnternet Sitesi

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.