Unutulması Zor Fantastik Bir Yolculuk – Bitmeyecek Öykü (Michael Ende)

Hikâyenin içinde geçen bir hikâye okuduğunuzu ve bir süre sonra sizin de hikâyeye dahil olduğunuzu düşünün. Bastian Balthasar Bux, sınıfındaki çocukların zorbalıklarından kaçarken sığındığı eski bir kitapçıda böyle bir kitap buluyor. Dükkân sahibinin telefon konuşmasından faydalanıp, kitabı çalıyor. O, artık bir hırsız olduğundan, eve dönemeyeceği düşüncesiyle okulun çatısındaki tavan arasına saklanıyor. Tıpkı bizim okuduğumuz gibi, Bastian’da başlıyor okumaya Bitmeyecek Öykü’yü. Bir yere kadar öyküyü beraber okuyoruz, arada Bastian’ın dünyasına dönüyoruz ama hikâyeden asla kopmuyoruz. Bir yerden sonra da hikâyeye, roman karakterlerine Bastian katılmış şekilde devam ediyoruz. Peki bu kitabın bu derece merak uyandıran konusu ne olabilir?

Fantazya ülkesinde büyük bir tehlike baş gösterir. Çocuk İmparatoriçenin hastalanmasıyla birlikte ucu bucağı olmayan ülkenin çeşitli yerlerinde hiçlik adı verilen, bakanın kör olduğu hissini uyandıran bir şeyler ortaya çıkmaya başlar. Küçük olanlara yanlışlıkla basılırsa ayak, ellenirse el yok olur. Bu hiçlikler büyüdükçe canlıları kendilerine çekecek kadar güçlenirler. Bu hiçliklere yaklaşanlar tüm umutlarını kaybeder ve ne kadar güzel şey varsa sanki bir daha yaşanmayacakmış gibi yok olduğunu düşünürler. Böyle bir anda, ülkenin her tarafından gelen bir sürü ulak, Çocuk İmparatoriçe’nin sarayı olan Fildişi Kulesi’ne akın akın gelirler. İmparatoriçe, Auryn denilen bir madalyonu Atreju adındaki bir oğlan çocuğuna gönderir. Auryn, sadece bir mücevher değildir. Kendisini taşıyana Çocuk İmparatoriçeymiş gibi yetki verir, taşıyanı korur ve elbette güçleri vardır. Mücevherin arkasında yazan yazı şöyledir: “Ne istiyorsan onu yap.”

Bitmeyecek Öykü Ön Kapak

Okuma bilmeyen Atreju, Auryn’nin güçlerinden çok, rehberliğinden faydalanır. Çocuk İmparatoriçe’yi iyileştirecek ve Fantazya’yı felaketten kurtaracak çözümü aramaya başlar. Tehlikeli bir macera sırasında uğur ejderhası Fuchur ile tanışır ve arkadaş olurlar. Bir süre sonra Çocuk İmparatoriçe’yi neyin, nasıl iyileştireceğini öğrenirler. Çözüm, Fantazya dışından bir insanın gelip Çocuk İmparatoriçe’ye yeni bir isim vermesidir. Daha önce Fantazya’ya gelip, dönebilmiş insan pek azdır. Tıpkı yazarının kitabı yazarken belirttiği gibi, bu dünyaya girmek değildir mesele, buradan çıkabilmektir. Çocuk İmparatoriçe (farklı isimleri de olabilir)’ye isim verip onu ve Fantazya’yı kurtarmış insanlar canları ne isterlerse yapmışlardır ve… Bundan sonrası kitabı okumak isteyenlerin keyfini kaçırmamak için yarım bırakılıyor.

Bir çocuk kitabı olarak çocukların okuması gerektiğini düşüncesi çok yanıltıcı olabilir. Bir insanın küçükken zevk aldığı bir şeyden büyüyünce de zevk alabilmesi çok nadirdir ama Bitmeyecek Öykü’de bunu yaşadığımı belirtmeliyim. Neredeyse 20 yıl önce okuduğum bir kitap, (1996 basımı) bana aynı derecede zevk veriyorsa o kitabın her yaştan okunması gereken bir kitap olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bastian’ın ve Fantazya hikâyesinin yazıları farklı renklerle basıldığı için okuması siyah beyaz basılan kitaplara göre daha eğlenceli gelebilir. Ama bu iki farklı rengin konmasının sebebi insanları eğlendirmek değildir, yazarın ufak bir oyunudur bizlere. Hikâyede, Bastian’ın okuduğu kitap sanki bu kitapmış hissini sonuna kadar vermek ister çünkü o kitabın içi de iki renkli yazılarla basılmıştır. 1996 basımında ne bu iki renkliliğe ne de 26 bölümün her birinin başına özel olarak çizilmiş süslemelere yer verilmişti. Elimdeki diğer baskı ise 2010 basımı ve bunlara dikkat edildiğini görmek çok sevindirici çünkü yazarın bilhassa üzerinde önemle durduğu şeylerden ikisi bu iki renklilik ve süslemelerdi.

Bitmeyecek Öykü Arka Kapak

Kitabın sıradan bir fantastik yolculuk olduğunu da düşünmeyin. Kitabın kahramanlarına çocuk denilse de kimse çocuk karakterine sahip değil. Çocuk İmparatoriçe ölümsüz, Atreju sadık ve akıllı bir arkadaş, Bastian ise Auryn’in verdiği güçle birlikte çok cesur, çok güçlü ve istediği her şeyi yapabilen bir karakter. İnsanların dünyasında şişman, korkak olan pek de akıllı olmayan Bastian’ın bir anda tam tersine dönüşmesinin sonuçlarını okuyoruz. Hikâyede verilen en önemli mesajlardan biri bence, okunulan kitaplar mutlaka ama mutlaka insanı etkiler. Bastian korkak olabilir ama eğer insanların dünyasına geri dönebilirse bu kitaptan biraz cesareti öğrenmesi kaçınılmaz olacaktır. Yazar Michael Ende, Bastian aracılığıyla belirttiği bir diğer düşünce de şudur;

“Bitmeyecek Öykü’nün gerçekle bir ilgisi olmamasından hoşnuttu. Tümüyle sıradan bir kişinin, tümüyle sıradan hayatındaki, tümüyle sıradan olayları keyifsiz ve karamsar bir biçemle anlatan kitapları hiç sevmezdi. Gerçeklerden bıkmıştı zaten, bir de ne diye okuyacaktı onları? Ayrıca, kendisini bir yere çekmek istediklerini hissetmekten nefret ederdi. O tür kitaplarda da, az ya da çok belirgin, hep bir yere çekilirdi insan.”

Fantastik hikâyeler eğlencelidir, hayat gibi tek düze değildirler. Muhteşem ve bir o kadar da tehlikeli maceralar, büyülü yaratıklar, muazzam şehirler ve en az bu güzellikler kadar baş etmemiz gereken korkunç düşmanlar vardır. İstense bile sıkılmak mümkün değildir. Çocuk düşlerinin ve hayallerinin ötesinde olan fantastik hikâyeleri yaşatmaya devam eden çok az yetişkin vardır. Kitabın sonunun da biraz bununla ilgili olduğunu düşünüyorum. Çocukların yetişkinlere anlatacak çok öyküleri var. Bu da onlardan birisi olabilir. Neden olmasın?

Bitmeyecek Öykü Neredeyse Bitmeyecekti

Michael Ende’in “Bitmeyecek Öykü”yü yazmaya başlaması, editör Hansjörg Weibrecht’in 1977 yılında Genzano’ya şubat ayındaki ziyaretine dayanıyor. Editörün niyeti, herhangi iyi bir editörün yapacağı gibi, yazarını yeni bir kitap yazması için ikna etmekti. Kitabın konusunu tartışmaya başladıklarında Michael Ende bir ayakkabı kutusunu aldı ve içindeki notları karıştırmaya başladı. Notlardan birinde şöyle yazıyordu: “Genç bir oğlan bir kitap seçer, kendisini gerçek anlamda hikâyenin içinde bulur ve bu durumdan kurtulma konusunda başı dertten kurtulmaz.” Weitbrecht’in onayını aldığında Michael Ende, kitabın müsveddesinin Noel’e kadar elinde olacağına söz verdi. Projenin oldukça sürükleyicini olacağını varsaydı ama içten içe bu malzemeden yüzlerce sayfayı nasıl dolduracağını da merak ediyordu.

Yeni kitabın konusu Michael Ende’in gözlerinin önünde büyüdü de büyüdü, gelişti. Çok geçmeden yayımcısını telefonla arayarak, son teslim tarihinin uzatılmasını istedi. Kitap umulanın aksine çok daha uzun olmuştu ve kitabın 1979’un sonbaharında bitmesini umuyordu. 1978 yılı editörün yazardan çok az haber aldığı bir yıl oldu. 1978 sonbaharında yazar ortaya çıktı ve kitabın henüz tamamlanmadığını, genç Bastian Bux’ın Fantasya’yı terk etmeyi reddettiğini ve bir yazar olarak görevinin ona yolculuğunda eşlik etmek olduğunu söyledi. Ende’in bir sonraki duyurusu editörün keyfini daha da kaçıracaktı. Yazarın açıklamasına göre, kitap özel bir sunum gerektiriyordu. Pirinç kilitli, sedef işlemeli deri bir ciltten başka böylesi büyülü bir hikâyeye ne yakışabilirdi? Weitbrecht aceleyle GenzanoYa gitti. Kitabın sunumu hakkındaki tartışmaların sonucunda iki renkli bir yazı ile bez kaplama bir cilt kararı çıktı. Yirmi altı bölümün her biri Roswitha Quadflieg tarafından tasarlanan süslemelerle başlayacaktı. Üretim maliyetlerinin giderek yükselmesi endişesini taşıyan Weitbrecht, Stuttgart’a geri döndü.

Ende’in yarattığı dünyadan kaçış mücadelesi giderek zorlu bir hâle dönüşüyordu. Editörüyle yaptığı konuşmalarda neredeyse umutsuz bir duruma düşmüştü – kitap, ölüm-kalım savaşına dönüşmüştü. Eğer Ende, Fantazya’dan çıkış yolu bulamazsa, karakteri Bastian içinde hapsolabilirdi. Sonunda, koşullar onun aleyhine gibiydi. 1978-1979 kışı o güne kadar görülen en soğuk kıştı. Alban tepelerine kar yağmış ve sıcaklık sıfırın altında 10 dereceye düşmüştü. Genzano’daki evler böyle şiddetli soğuklara göre tasarlanmamıştı ve Casa Liocorno’da fazla dayanamadı. Buzlar oluştu, borular çatladı ve evi sular bastı. Michael Ende, nemli battaniyelere sarılı şekilde soğuk, ıslak evinde oturup Bitmeyecek Öykü üzerinde çalıştı. Bütün zorluklara rağmen en sonunda çözümü bulmuştu: AURYN. Mücevher Fantazya’dan çıkış yolu sunmuştu. Bitmeyecek Öykü bir kere daha büyülü bir kitap olduğunu bizzat göstermişti.

Röportajlar ve panel oturumları sırasında Michael Ende’e Bitmeyecek Öykü’nün anlamı defalarca soruldu, ama yazar bu konuda yorum yapmaya isteksizdi. Romanın “gerçek” anlamı nedir sorusuyla karşılaştığında sessizliğe gömüldü. Onun görüşüne göre bu durum, yazarın yardımıyla romanın yorumlanması basit bir soru değildi. Okuyucular kendi yorumlarının doğru olup olmadıklarını öğrenmekte çok istekliydiler ama Ende’in buna tek bir cevabı vardı: Yazarın niyeti ne olursa olsun, iyi bir yorumlama doğru yorumlamaydı. 23 Haziran 1980 tarihinde Almanya’da haftalık çıkarılan Der Spiegel’de Bitmeyecek Öykü hakkında ayrıntılı bir görüş yayımlandı. Bu yayım ve romanın en çok satanlar grafiğindeki görünümü çarpma etkisi yaratarak sayısız yeni okuyucuyu kitabı okumaları yönünde teşvik etti. O yılın sonunda Michale Ende, ZDF’nin Kitap Kurtları, Wilhelm-Hauff ile Çocuk-Gençlik Kurgu dalında Alman Akademi ödüllerine lâyık görüldü.

Kitabın aldığı ödüllerin bazıları şunlar;

  • Almanya Gençlik Kitapları Ödülü
  • Avrupa Gençlik Kitapları Ödülü
  • Volkach Alman Akademisi Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Büyük Ödülü
  • Kitapseverler Ödülü
  • Wilhelm-Hauff Ödülü
  • Floransa Güzel Sanatlar Akademisi Ödülü
  • Lorenzo Magnifice 82
  • Bronzi di Riace 82

Michael Ende’in Hayatına Kısa Bir Bakış

Michael Ende

Michael Ende 12 Kasım 1929 ‘da, Garmisch, Almanya’da doğdu ve 28 Ağustos 1995’te Stuttgart’da 65 yaşında öldü. Savaş sonrası dönemin en başarılı yazarlarından biriydi. Kitapları kırk dile çevrilip, 20 milyondan fazla kopyası satıldı. Bitmeyecek Öykü, Jim Button, Momo ve Dilek Şurubu gibi kitapları çocuk-yaşlı demeden herkesin kalbini çaldı. Çocukken bile babasının sürrealist resimlerinden etkilenen Ende’e göre hayali dünyanın resmedilmesi, günlük yaşam kadar gerçekti. Romanlar, kısa hikâyeler ve şiirler aracılığıyla Ende, okurlarına dünyamıza daha farklı bir bakış açısı kazandırmayı amaçlıyordu.

Kitap Karakterlerinden Bazı Çizimler

Atreju ve atı Artax
Çocuk İmparatoriçe
Uğur Ejderhası Fuchur
Gmork
Kaya Yiyici
Xayide

Film Olarak Bitmeyecek Öykü

Filmde Fuchur ve Atreju

Zamanında, filmleri de sanki hiç bitmeyecekmiş gibi çekilen Bitmeyecek Öykü’nün filmini izlemediğimi itiraf etmeliyim. Bunu bir eksiklik olarak görmüyorum çünkü bu konuda hiç bir filmin hayalgücümü geçeceğini düşünmüyorum. 1984 yılında birinci film, 1990 yılında ikinci film, 1994 yılında üçüncü film çekildi. 2001’de başlayan bir televizyon dizisi de zamanında yayınlanarak epey ilgi gördü. Her ne kadar hoş görünse de ejderha Fuchur’un görüntüsünden, görsel efektlere kadar filmler bende izleme isteği uyandırmadı. Biraz ön yargılı bir yaklaşım bu. Belki gelecek haftalarda filmlerine bir göz atmak fena fikir olmayabilir.

Kaynaklar

Michael Ende, (2010, Ağustos). Bitmeyecek Öykü. (Çev. Saadet Özkal). İstanbul: Kabalcı Yayınevi

Michael Ende, (1996. Bitmeyecek Öykü. (Çev. Saffet Günersel). İstanbul: Kabalcı Yayınevi

Michael Ende Resmî İnternet Sitesi – Bitmeyecek Öykü

Michael Ende Resmî İnternet Adresi – Biyografi

Good Reads

TOR

“Unutulması Zor Fantastik Bir Yolculuk – Bitmeyecek Öykü (Michael Ende)” için 1 yorum

  1. 1986 da video da VHS FORMATINDA filmini izlemiştim 13 yaşımdaydım. Çok hoşuma gitmişti.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.