Guerrillero Heroico ,Bir an, Bir Bakış, Bir Fotoğraftan Dünya’ya..

Alberto Korda, 5 Mart 1960’da deklanşöre bastığında çektiği karenin 20.yy’ın sembolü haline gelebileceği ihtimali aklında mıydı bilinmez. Fotoğrafı çekilen Arjantin asıllı Kübalı gerillada, posterlerde kendi fotoğrafının basılacağını görseydi muhtemelen bu karede olmak istemeyecek kadar popülerleşmeden rahatsız olan birisi olarak orada, o an bulunmak istemeyecekti.

Alberto Korda

Özgün adı ’’Guerrillero Heroico’’ olan ve La Coubre patlamasında hayatını kaybedenler anısına düzenlenen bir cenaze sırasında çekilen fotoğrafta tam adıyla Ernesto Rafael Che Guevara De La Serna delici bakışlarıyla karşıya doğru bakıyor. Bu bakış geçmişten geleceğe doğru bakan bir adamın, bir devrimcinin devrime ve devrim mücadelesi veren insanlara ilham kaynağı olması, fotoğrafı çeken fotoğrafçının o anı yakalaması gerçekten modern dünya kahramanlıklarını somutlaştıran bir durum gibi görünüyor. Bu açıdan süjeyle sanatçının mükemmel bir iş birliği söz konusu. Yıllar geçtikçe, pop art çalışmalarında, t-shirt baskılarında, ve daha bir çok yerde içi boşaltılan bir görsel halini alarak tarihi bir karakter, kendi savaştığı şeyin kurbanı oluyor. Publarda, gece mekanlarında bu fotoğrafların kullanıldığı konseptler devrime dair hiç bir şey anlatmıyor. Tarih, modern dünyanın silahları olan medya ve popüler kültür yoluyla yozlaşıyor. O bakışları atan insan, onun mücadelesi, kayıpları, dünyayı değiştirmeye çalışma çabasıyla, ikonlaşan bir figürün savaşını görüyoruz bu kareye her baktığımızda.
Elbetteki, gerçek sınıf mücadelesini verenler için gösterilerde, işçi bayramında bir sınıfın bayrağında da görüyoruz bu sureti; ama dünyada yeni doğan, yeni nesilin temsilciliğini yapan gençlik belki de fikirlerinden dolayı değil, bu fotoğraftan dolayı kendisini tanımak adına bir şans yakalıyor. Bilginin bu kadar kolay erişilebildiği günümüz dünyasında, bilgi için emeğin değil böyle bir şeyin ön plana atılmış durumda olması kaderin garip bir cilvesi gibi. Fotoğraf öyle bir ikon halini alıyor ki, artık fotoğrafın ana süjesi olan Guevara değil, onun hissettirdiği görsel etki, aslında zihinlerde yer etmeye başlıyor. Tüketim ürünlerinin üzerinde ufacık zippolarda, berelerde ufalıyor, önemsizleşiyor kimileri için sadece bir film kahramanı yüzeyselliğinde bilinirlik ve somutluk kazanıyor.
Fidel Castro’yla olan bağı, Küba Devrim Hareketine olan sempatizanlığı dolayısıyla Korda’nın kariyeri bu devrim üzerinden önemli bir ölçüde ivme kazandığını da vurgulamak gerekiyor. Sanatçının bu çalışması, Hz.İsa adaptasyonuyla da daha sonra gözler önüne seriliyor. Dolayısıyla eserin kendi içindeki dönüşümü, karakteri dünyaya açması gibi görevlerinin dışında teolojik bir kışkırtıcılığa da bulaştığını anlıyoruz. Che günümüzün dünyasında sosyalist cepheler için bir peygamber niteliğinde ve bu etki başka çalışmalara önemli ölçüde etki ediyor. Ayrıca Alberto Korda’nın kendisi bu çalışma sayesinde dünya çapında bir bilinirlik kazanıyor. Denilebilir ki, çok az çalışma hem dünyayı, hem eserin sahibini, hem eserdeki baş rol oyuncusunu on yıllar boyunca dallanıp budaklanacak bir noktaya taşıyabilir. Guerrillerro Heroico bu açıdan 20.yy’ın bir kapak fotoğrafı niteliğinde.

Che Guevara

Fotoğrafı bu kadar anlamlı kılan o bakışlar. Che Guevara bayındırlık bakanlığında, Avrupa’da bir süreliğine gizlendiği sıralarda ve Küba’da sayısız çatışmada sayısız karede çok enteresan halleriyle görüyoruz; ama bu fotoğraf bir tür kartvizit niteliğinde. Küçük bir çocukken korkusunu ölçmek için yüksek yerlerden atlayan, kronik bir astım hastası olmasına karşın, cesaretle bir kıyıdan akıntı halindeki bir başka kıyıya yüzen savaşan, mücadele eden, arkadaşlarının mangası komutasındaki yoldaşlarının ölümüne şahit olan, başından kurşunlar geçen dünyayı değiştirebilmek adına, bir doktor olup varlıklı, rahat, etliye sütlüye karışmayan bir hayat sürecekken; sürekli yorucu, açlıkla, yorgunlukla kapitalist düzene kafa tutan bundan dolayı çok şeyden fedakarlıkta bulunan ve geriye dönüp baktığında zerre pişmanlık yaşamayan, ölüme bilerek giden post-modern bir miti her haliyle ölümsüzleştiren o delici bakışlar, o vücut dili Alberto Korda’nın aracılığıyla dünyaya sunuluyor.
21.yy ve sonrasında, onun kim olduğunu bilenlerle, onu bu çalışma sayesinde haspel kader tanıyanlar arasındaki fark, metalaşan bir fotoğraf parçasıyla, geleceğe bakan bir devrimcinin, bir sanatçı vasıtasıyla savaşını anlatan ideolojik bir sanat eserinin mücadelesi olmaya devam edecek hiç şüphesiz!

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.