Hasretinden Prangalar Eskittim’in Öyküsü

Ahmed Arif
Ahmed Arif

Ahmed Arif’in kitabı için düşündüğü ilk ad değildir bu. Bakın nasıl anlatıyor Refik Durbaş’a:

” Bunu anlatmak doğru mu bilmiyorum. Çok kişisel bir şey. Çok duygusal. Artık anı olmuş. Kitabımın adını ben ‘ Dört Yanım Puşt Zulası’ koymuştum. Ama sevgili kardeşim Ali Özoğuz buna engel oldu. Bana ‘Kitabına böyle bir ad koymaya hakkın yok’ dedi. ‘Seni 15 yaşında çocuklar, kızlar taparcasına seviyorlar. Sen bununla ola ki burjuvazinin tuzaklarını söylüyorsun. Ama şu da var, o çocuklara saygı duymalısın. Hatta bu adı bir  şiirine bile verme, mısra olarak kalsın.’

Düşündüm, Ali’ye hak verdim. Madem öyle, kitabımın adı Hasretinden Prangalar eskittim olsun dedim.

Şunu da söyleyeyim, başlangıçta eskittim değildi, çürüttümdü o sözcük. Yani ‘ Hasretinden Prangalar Çürüttüm’. Fakat çürüttüm sözcüğünü sevmedim. Her ne kadar doğrusu çürüttüm de olsa sevmedim. Bir de bu sözcükte üç tane ü geliyor ya arka arkaya, kulağımı tırmaladı. İç kulağımı yani gönlümü tırmaladı. Her şairin bir de yüreğinde kulağı vardır. Onu tırmaladı işte. Müzik ve anlam bakımından dha güçsüz buldum. O nedenle eskittim dedim.”

Bu açıklama Ahmed Arif’in şiiri üzerine pek çok ipucu verir.Kitabın ilk baskısı 1968’in Kasımında Bilgi Kitapevi’nden çıkar. Uzun ve sancılı bir öyküsü vardır bu baskının. Kitabı neden geç yayınladığı sorusunu şöyle yanıtlar Ahmed Arif:

“Kitabın geç çıkması benim tembelliğimden, önem vermeyişimden. Bu konuda hala biraz amatörüm. Hiç profesyonel olamadım.

Şiir önce bir güzellik duygusudur. Bu güzellik duygusunu kurtarmak, onu anlatmak, onu yaratmak. Ondan sonra elbet bir konusu vardır. Adamına göre, kilosuna göre ne bileyim meşrebine göre. Kimisi gider Firavunları anlatır, kimisi güncel olayları verir. Kimisi sıradan, herkesin yazabileceği, sözüm ona aşk şiirleri yazar.

Adını vermeyeyim birisine şiirleri verdim. Kitap çıkacak ama iki yıl bekletti. Her yere gitti o kitap biliyorum. En son Şevket Süreyya’nın sansüründen geçti. Ama olumlu rapor geldi.

Bunlar öyle bir şey ki bütün Türkiye duyuyor, anlatıyor, en son ben duyuyorum. Yayıncılar, editörler, şaşılacak şey, röntgen gibi biliyorlar birbirlerini…”

Ahmed Arif
Ahmetd Arif Sözleri

Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.

Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya…
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana…

Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni…
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini…

Kaynak: Leylim  Leylim

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.