Leyla’nın Evi – Bir Livaneli Romanı

leylanın evi
leylanın evi
Leyla’nın Evi – Ön Kapak

Savaşların, mücadelelerin, acıların ve kayıpların altında asıl yatan mülk savaşıdır. Kimisi toprak alır, kimisi ev… Kimisi yurtdışından kaçarak buralara yerleştiler, kimileri burada, evlerinden sürgün edildiler. Ülke ülke, şehir şehir sürgün edilenlerin hikayelerinin kalbinde atar bir nevi Leyla’nın Evi.

Leyla’nın Evi – Arka Kapak

“…Leyla’nın Evi’ni yazma ve hepimizin hayatına bir biçimde damgasını vuran bu mülk trajedisini anlatma fikri o gün, o motorda doğuyor. Bir de bakıyorum, karşımda halden düşmüş Osmanlı soylusu bir kadın oturuyor: Zarif mi zarif! Karşısında, saçının bir bölümü maviye boyalı bir kız: Asi mi asi! Yanımda ise iyi giyimli, kravatını boynuna özenle oturtmuş, saçlarını briyantinle geriye taramış bir adam: Mağrur mu mağrur! Birbirlerini tanımıyorlar, herkes kendi iç dünyasına dalmış. İşte Leyla Hanım, Roxy ve Ali Yekya Bey o gün hayatıma giriyorlar. Bir daha hiç çıkmamacasına!” ~Ömer Zülfü Livaneli


İnsanlar Hikayelerden Oluşur
Boğaziçi’nde Bosnalılar Yalısı’nda doğmuş, büyümüş olan Leyla Hanım, yalının yeni sahibi Ömer Cevheroğlu ve karısı tarafından sokağa atılırlar. Mahallenin eskilerinden, çocukluğundan beri Leyla Hanım’ı tanıyan gazeteci Yusuf, hanımın hâline üzülüp onu evine alır. Yusuf’un sevgilisi Roxy (Rukiye), Almancı kızıdır, hip hop müzikle uğraşır. Ömer Cevheroğlu’nun babası Ali Yekta Bey, Leyla Hanım’ın hikâyesini bilmeden yalıda beğendiği odasına yerleşmek istemektedir. Mahalleli Cemile’den tutun, eskinin sultanlarına kadar karakterlerin iç içe geçtiği hikayede Zülfü Livaneli, her zamanki gibi, kişiler üzerinden sanatını konuşturmuş. Bütün romanlarında olduğu gibi burada yazarın bir tarzından söz etmek istiyorum. Bir halk vardır veya bunu temsilen mahallelier, dağlılar, yani insanlar tıopluluğu. Adı değişse bile içeriği aynıdır. Vefalı görünürler ama parayı çok severler. Sizi çok severler; para ve ün gördüler mi sizden nefret edebilirler veya tam tersi. Sizden nefret ederken, çok sever hale gelebilirler. Hurafelere saplanıp kalmışlardır. Yanlış anlamalar ve olaylar çözümlendiğinde, meğer doğrusu buymuş deyip, pek pişman da olmazlar. Bireysel olarak hepsi iyi insanlardır, bir araya geldiler mi etrafa zehir saçarlar. Bence Zülfü Livaneli iyi bir gözlem yaparak, romanlarında insanların davranışlarını çok iyi aktarmış.
“İmparatorluk yıkılırken bütün Osmanlı tebaası acı çekti ve herkes birbirinin evine yerleşti.”
Hepinize iyi okumalar kitap severler^^

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.