Tarihten Maskara Bir Kişilik: Hieronymus Bosch

16. yy’a girilirken Hollanda’nın ardında Almanya’nın aksine, Van Eyck ve ekolünün bıraktığı büyük bir resim geleneği vardı. 15.yy boyunca Flemenk ve Floransa sanatçıları arasında karşılıklı değiş tokuş olmakla birlikte, bunların her biri temelde farklı bir dünya görüşünün damgasını taşır. Floransa, resim sanatının hümanizm idealini gerçekleştirmesi ve Rönesans estetiğini yaratmasına karşın, Hollandalı ressamlar dinsel geleneğe bağlı kalmışlardır.

İlgili resim

Dinsel geleneğe bağlı kalmasına rağmen Hieronymus Bosch, geleneksel hiyerarşi ve biçimsel şekli tümüyle kırmış, işlediği konularla eserlerine bakanın adeta rüyaydaymış hissiyatına kapılmasını sağlamıştır.

1450 yılı dolaylarında doğan sanatçının asıl soyadı  Van Aaken’dır ve ailesi aslen Aachen’lıdır. Ancak soyadını Kuzey Brabant’ta doğduğu şehir  Hertogenbosch’tan almayı tercih etmiştir. Bu kent Flaman sanat merkezlerinden uzak kalır ve gelenekçi bir zihniyet taşır. Hayır derneği kayıtlarında dinsel gösteri ve orkestra elemanı olarak adına sık sık rastlanır, bundan ötürüde ömrünü doğduğu kentte geçirdiği ve dini inancına ilgin bir belge elimize geçmese de dini geleneğe sahip olduğu sonucu çıkarılabilir.

Yalnız bir insan ve bağımsız bir sanatçı olarak Bosch, ülkesinde ortaya çıkan sanat akımlarıyla ilgilenmez. Resim geleneğinden çok süsleme sanatını izler, geçmişe bakarak geleceğin sanatının şartlarını yaratmasını iste sadece dehasına borçludur. 1500 sonrasına ait birkaç eseri dışında, hümanizmi ve Rönesansın kuramlarını bildiğini düşündürecek bir iz yoktur.

Bosch’un eserlerinin temel ögesi onlara yansıyan sonsuz yaratıcı güçtür. Bu güç, hiçbir şeyi ciddiye almadan, bilinçaltına dalar, en gizli sırları araştırır ve sonra bunları eğlenerek anlatır. Sonuçta yaratılan bir dram değil, fantastik yaratıklarla dolu sihirli ve hayali bir dünyadır. Bu gücün özgürlüğü ve hafifliği sayesinde ressam, simgelere rağmen saf, inanılmaz bir incelikle renklendirilmiş eşsiz biçimler yaratır.

 

İlgili resim

Saman Arabası (Hay Wagon) 1500

Eser, resim yoluyla taşlama için harika bir örnektir. Konusu Flemenk bir atasözünden esinlenerek oluşturulmuştur:

‘Dünya herkesin alabildiğini aldığı bir saman yığınından’

 

Sol kanatta, Meleklerin Düşüşü, Havva’nın yaratılışı, Baştan Çıkarılış, Cennetten Kovuluş canlandırılmıştır. Bu son sahne saman arabasına yapışmış insanlardan ahlaki çöküş görüntüsüne bir geçiş sağlar. Sağ kanatta ise bir yangının parıltıları arasından Cehennem görünür, bu da orta panodaki Saman Arabasının kişilerinin varacağı yerdir.

 

İlgili resim

Dünyevi Zevkler Bahçesi (The Garden of Earthly Delights)

Çıplak figürler onun cinsel özgürlüğü savunduğunu düşündürtür. Haritalar Ortaçağ’da yuvarlak çizilirdi ve Bosch’un  triptiklerin içinde atmosferik tasarımlar kullanmasının Eyck’ın mappa mundi geleneğinin devamı olduğu düşünülür. Binlerce ufacık kişi, zamanın rüya açıklamalarında olduğu gibi, belli bir semboliği izleyerek kötülüklerini gösterirler. Ana panelde standart dini bir konu tasvir edilmez ancak onun yerine kalabalığın etrafında dolanan bir saman arabası ve ondan bir parça koparmaya çalışan insanlar yer alır.

 

 

hieronymus bosch temptation of st. anthony ile ilgili görsel sonucu

Aziz Antoniosun’un Baştan Çıkarılışı (The Temptation of St Anthony) 1490

Balık, domuz, her türlü hayvanın insansı biçimlere büründüğü bir cadılar toplantısını sergiler. Ana sahnede son yargılanma ve hayatlarını dine adamış azizler yer alır. Resim, komik ve grotesk figürlerle doludur, ana konu neredeyse kaybolmuştur. Bosch, 13 Haziran 1463’te Hertogenbosch kentinin bir yangınla kül olduğuna tanık olmuştur. Arka planda manzarasında yanan kuleleri, geçirdiği bu hadiseye bağlayabiliriz.

 

Saman Arabası, Zevk Bahçes  ve Aziz Antonius’un Baştan Çıkarılışı  konusu ve motifi tamamen sanatçıya ait üç eserdir.

 

Akla gelen ilk soru, ressamın neden bu kadar ufak kişiler kullandığıdır. Aziz Antonius’un Baştan çıkarılışında örneğin, normal boyuttaki kişilerin sert ve kaba duruşları rahatsız ederdi, oysa küçük boyutlar sahnenin aldığı ‘oyun’ niteliğini vurgular. Zevk Bahçesi’nde de doğaya aykırı kötü huylara değinmeler vardır ancak bunlar hep simgeler aracılığıyla yapılır, kişiler tamamen iffetli görünürler. Hiçbir plasik arayış olmaksızın, sanki maddeden arınmış bir şekilde yapılmışlardır, son derece saf ifadeleri vardır. Bosch, sahnelemeye yanaşmaz, o sadece resimleri simgeleriyle birlikte sunar. Bosch’ta gerektiği yerde bile dram kavramı yoktur. Dolayısıyla görünenle temsil edilen arasında belirli bir mesafe doğar.

 

The Garden of Earthly Delights | Pechorin

 

Mermaid (centre panel detail) from The Garden of Earthly Delights, painted by Hieronymus Bosch between 1480-1505. Oil on panel | Prado

 

Voyage au jardin des délices de Jérôme Bosch...

 

Hieronymus Bosch, detail

 

Detail from “The Garden of Earthly Delights”, Hieronymus Bosch.

 

Garden of Earthly Delights, Bosch

 

 

1480 yılında yaptığı Deliliğin Tedavisi adlı tablosu, halk kültürünü temel aldığı ilk resmi. Kafasında taş olmak, deli olmak anlamına geliyordu. Ortaçağda bir inanışa göre insanı delirten şey beyinde büyüyen taştı. Normale dönebilmesi için o taşın çıkarılması gerekirdi. ‘Taş tedavisi’ için kendine ‘doktor’ diyen biri gelip kafanın derisini sıyırarak taşı çıkarırdı. Cerrahın kafasında bulunan huni biçimli tuhaf şapka düzenbazlığın simgesidir. Doktorun, delinin başından çıkardığı şey ise masanın üzerinde duran lale soğanının aynısıdır. 15. yüzyılda Hollanda’da akli dengesi bozuk yahut tuhaf davranışlı kimselere ”lale kafa“ lakabı takılırdı.

 

İlgili resim

Peki sizce, deliliğin tedavisi mümkün müdür?

 

Yaşamının sonuna doğru Bosch, alaycı ironisini aşarak daha üstün bir ahlaki güç ortaya koyar. Eserlerini daha sıkı bir kompozisyona ve biçimlere, kesinliğe kavuşturmuştur. Bu eğilimin nedeni nedir?  Yaşlılığın eşiğinde ruhunun daha bir derinlik kazanmasından mı yoksa İtalyan sanatının dolaylı bir etkisinden mi?

Her ne olursa olsun, Bosch’un yaratıcı gücü, kırık çizgilerinin ve hassas tonlamasının çok iyi yansıttığı satirik yapısından kaynaklanır. Bu güç, onun kilisenin dogmalarından kurtulduğundan halkla ayrıca kilisenin ve toplum kurallarının kurbanlarıyla dolaysız bir ilişkiye girmesine yardım etmiştir. Onun sanatı bir ekol yaratamayacak kadar olağandışıdır ancak sanki önce anlatımını geliştirmek için her şeyle alay etmiştir, sonra da kişilerine ve manzaralarına gerçek bir saflık vermek üzere taşlamayı aşmıştır.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.