Zülfü Livaneli – Son Ada

Zülfü Livaneli Son Ada Kitap İncelemesi

“Darbeci bir başkan, emeklilik yıllarını geçirmek üzere, herkesin her şeyiyle hoşnut olduğu cennet bir adaya yerleşir. Başkan, ruhuna dek işlemiş olan yıkıcılık potansiyelini, geçmiş politik gücünden de yararlanarak kullanmaya kararlıdır. Bu doğrultuda tüm adayı etkileyecek müdahalelere girişir.”

Zülfü Livaneli – Son Ada

Önceleri sıradan görünen bu müdahaleler, sonunda düşmanı düşmana kırdırmaya dek varacaktır. Başta martılar olmak üzere, ada halkı dahil tüm canlılar Başkan’ın acımasızlığından nasibini alacaktır. Bu arada durdurulamaz görünen bu gidişe direnen bazı sesler de vardır…”

Vahşetin Görünmez Eli

Hiç huzur içerisinde yaşarken, o yaşadığınız şeyden nefret eder hale geldiniz mi? Bu adanın insanları da doğayla, canlılarla ve özellikle martılarla beraber huzur içinde yaşarken bu hayatları zalim Başkan’ın adalarına gelmesiyle alt üst olur. Yazar alegorik bir anlatım kullanarak olayların gözümüzde canlanmasına, bazen sinir krizi geçirmemize neden oluyor. Bu sinir krizlerinin nedeni yazarın kötü yazması, çok sıra dışı bir olayı anlatması değil. Tam tersine, hayatın içinden bir durum anlattığı için üzülüyoruz. Muhteşem anlatımı, sade dili ve okunulası hikayesiyle Zülfü Livaneli bu kitabında da harikalar yaratmış. Medeniyet dediğimiz tek dişi kalmış canavarın, adalıları ve martıları ne hale getirdiğini, bir diktatöre karşı yapılan savaşta bazen ne kadar yalnız kalınabileceğini tüm şiddetiyle görebiliyoruz. Bu görünür kötülüğün karşısında bazen en suskunların bile kitle sürüsünden daha değerli olabileceğini yazar bakkalın konuşamayan oğlu ile gözlerimizin önüne sokuyor.

“Gözün, kulağın, ağzın varmış neye yarar konuşamadıktan sonra. Bazen en etkili hareketler dili olmayanlardan, gözü görmeyenlerden gelmesi neyi kanıtlıyor? Kör olmak demek sadece gözün görmemesi demek değildir. Bir gücün peşinden mutlak biçimde giden insanlar asıl kör olanlardır” Z.B.Ş

Martı Gibi Olmak

Martılar hem iyi uçarlar hem de iyi yüzücüdürler. Anne ve baba martı yavruları 6 aylık oluncaya kadar sırasıyla beslerler ve büyütürler. Çok uçtuklarından ve iri bir hayvan olduklarından dolayı sık sık acıkırlar, bol yemek bulmalıdırlar. Bu konuda insanlar kadar açgözlü olan hayvan var mı bilmiyorum ama bir cüretle martılara açgözlü diyenler çıkıyor. Zaten simide de alıştırmışız, öğünlerine karbonhidratı sokmuşuz.

Yuvalarını deniz yosunları, dallar kullanarak yaparlar. İnsanların olduğu yerde yuvalarını çatılara, ağaçlara yaparlar. Havada uçarak çiftleşirler, bir ömür boyu birlikte kalırlar. Ortalama yaşam süreleri 25 yıldır. Yuvalarını da birlikte korurlar. Denizi severler, istisnalar dışında sulak bölgelerin dışında yaşamazlar.

Sosyal hayvanlardır, her şeyi birlikte yaparlar. Zeki kuşlardır, alet kullanan türü bile vardır.

Bunları neden anlattım? Kitabı okurken martıların hareketlerine anlam veremezseniz bunları hatırlayın. Hakkında bir şey bilmediğiniz bir türü okurken anlamanız mümkün değil. Kim bilir belki sizde de martının özgür, savaşçı karakterine sahipsinizdir. Güzel günlerde okumanız dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.