Artıları ve Eksileriyle Sinema Salonları

Cinema Theatres
Sinema Salonu

Sinema salonuna film izlemek için gittiğinizde salonun çeyreğinin bile dolu olmaması artık sizi şaşırtmıyor mu? İnsanlar artık sinema salonlarını eskisi kadar çekici mi bulmuyor? Yoksa evde oturup film izlemek daha mı keyifli yok daha mı avantajlı? Geçtiğimiz yıllarda sinema izleyicilerinin sayısında ciddi düşüşler yaşanıyor. Özellikle 2014 yılında bu düşüş son 20 yılın en düşük seviyesine geriledi ve bu durum günümüzde de değişmiş görünmüyor.

İnsanlar Neden Sinema Salonlarını Tercih Etmiyorlar?

  • Sinema biletleri çok pahalı. Öğrenci biletinin bile 16 TL olduğu, hele 3 boyutlu filmlerde bir de fahiş gözlük fiyatları da hesaba katılırsa bilet fiyatının acayip yükseldiği göz önüne alınırsa insanların sinemaya gidip karanlık bir ortamda 2-3 saat vakit geçirmek istememeleri normal görünüyor. Haftanın şu günü ilk seans 5 TL, malum kredi kartıyla yapılacak 2,500 TL’lik alışverişe iki sinema bileti bedava, sinema salonun sağladığı sekiz bilete bir bedava gibi kampanyalar durumu kurtarmaya yetmiyor. Kim sabahleyin, hem de hafta içi kalkıp sinemaya gider ki? Öğrencilerin ve çalışanların gitmeyeceği kesin. Emeklilerin ise sinema salonlarına ne kadar ilgisiz olduklarını bilmek için sinema salonu işletmeye gerek yok.
  • Sadece filmin bileti değil yüksek olan. Patlamış mısırı (Bence çok gereksiz ve pahalı bir gelenek, ayrıca aşırı kalori kaynağı), kolası, suyu, yiyeceği ile beraber sinemaya gitmenin bedeli minimum 50-60 TL’yi bulabiliyor.
  • Filmler eskisi kadar insanlara ilginç gelmiyor. Ne olacağı tahmin edilen, konusu olmayan ve bolca görsel efekt serpiştirilmiş filmleri kimse izlemek istemiyor. Konulu ve güzel filmlerin bile ne kadar tercih edildiği de malum.
  • Sinema salonlarından hastalık kapma oranı çok yüksek. Biri aksırıp tıksırdı mı bütün salon tehdit altında. Havada gezinen mikroplar, insanların nasılsa temizlerler mantığıyla yere, koltuklara ve gözlerine kestirdikleri herhangi bir yere attıkları çöpler (evlerinizde de birileri temizliyor nasılsa), kimlerin oturduğu belli olmayan ve üzeri mikrop, bakteri ve virüs kaynayan koltuklar, başta kulaklarınız ve beyniniz olmak üzere vücudunuzu derinden etkileyen yüksek ses sistemleri derken 2 saatlik filmi izleyip eve gittikten sonra kendinizi ateşler içinde yatakta uyurken bulabilirsiniz.
  • Reklamlardan kaçış oranı çok düşük. Özellikle sinema izleyicileri için yapılan reklam videoları için ortaya dökülen para çok fazla. Bu yüzden seyirci bir şekilde onları izlemek zorunda! 10 dakika ürün reklamı, hemen adından 3-4 filmin fragmanı ve ardından nihayet film başlar! Film arasında, perde boş durmasın mantığıyla gösterilen fazladan reklamlar ise işin en çılgın boyutu! Bunlar da yetmez salondaki koltuk arkalarına yapıştırılan reklamlar izleyicinin gözüne sokulur. Bence bu da yetmez, tavana kadar büyük reklam afişleri alsalar keşke, hatta reklamlara bakmaktan filmi bile izleyemez hâle gelsek.
  • Yeni vizyona giren filmleri bir hafta sonra evde izleme imkânı varken insanlar neden salona gitsinler? Hatta durum o kadar vahim ki, insanların vizyondaki yeni bir filmi çok eski bir film zannettikleri zamanlar bile oluyor çünkü haftalar önce internetten izlemiş oluyorlar.
  • Sinemaya gitmek yerine aileyle veya arkadaşlarla yemeğe çıkmak daha mantıklı geliyor.
  • Telefon ve tabletleriyle oynayıp, ışığı gözünüze sokan hatırı sayılır bir grup var. Bunlara katlanmamak için sinema salonları tercih edilmiyor. Reklamlar sırasında facebook, instagram veya whatsapp ile uğraşmak mantıklı gelse bile bari film sırasında bunu yapmayın veya çıkıp gidin. Zaten film izlemiyorsunuz bari izlemeye niyetli küçük bir kesimi bu zevkten mahrum bırakmayın!
  • Çocuk harika bir şey anladık! Ama herkes çocuk çığlığını, hele kapalı bir ortamda, çekmek zorunda değil. İzlenme yaşı biraz düşük veya aile filmlerinde çocuk asla eksik olmuyor ve bu çocuklar sanki aynı yerden eğitim almış gibi aynı sinir bozucu davranışları sergiliyorlar.

Peki Bu Olumsuz Maddelere Rağmen Neden Film Salonlarına Gitmeliyiz?

  • Kendi gözlemimden yola çıkarak söylüyorum. Bilgisayarda veya DVD’de film izlerken durdurma, geri veya ileri sarma seçenekleriyle ortam tamamen bizim kontrolümüzde oluyor. Hatta Tivibu’nun sunduğu bu olanaklar televizyon kanallarında bile yapılabiliyor. İlk bakışta bu durum çok çekici gelse de hayat ne yazık ki tamamen bizim kontrolümüzde olmuyor. Filmi durdurmadan, sizin kontrolünüz dışında izlemek ayrı bir dikkat istiyor ve bu durum dikkat eksikliği sorunu çeken toplumumuz için bir çeşit terapi gibi bir şey olabilir. Film dikkatle izlenilmek durumunda kalınıyor çünkü filmi geriye sarma imkânı ortadan kalkmış oluyor.
  • Haftada 16-20 TL (kişi başı) vermek pahalı görünse de neredeyse bir sigara paketine denk geldiği için pahalılık burada oldukça göreceli. O saçma makyaj malzemesine, tutmayacak olan lotoya, iğrenç kıyafetlere verilecek paranın çok azına bile sinemada keyif yapılabilir.
  • Büyük ekran keyfi! Evinizde son teknoloji ses sistemi bile olsa hiç bir zaman sinema salonundaki gibi büyük ekran keyfi yaşanılamaz. Tabi kendi sinema salonunuzu kuracak kadar zengin değilseniz.
  • Sinemada yüksek ses olayını negatif yönlere yazmıştım ama evinizde izlediğiniz yüksek sesli filmlerin de negatif getirileri olabilir. Komşular şikâyet edebilir, polis sizi ziyaret edebilir veya bunlara da gerek kalmadan evdekiler sesten şikâyet etmeye başlayabilirler. Yüksek sesten kimsenin şikâyetçi olmayacağı yerlerdir sinema salonları.
  • Yüksek fiyatlara rağmen evde yaptığımız patlamış mısırlar nedense salonlarda satılanlar kadar lezzetli olmuyor. O patlamış mısırı alıp, film başlamadan reklamları izlerken bitirmenin o keyfi yok mu!
  • Filmi başka insanlarla izlemek, beraber gülüp ağlamak, aynı tuvaleti paylaşmak(!) gibisi yok. Sosyal bir toplumuz, her şeyi beraber yaparız biz!
  • 3 Boyutlu sinemalardan bahsetmeye gerek var mı? Tak gözlüğünü ve kendini neredeyse filmin içinde gibi hisset. Bu kesinlikle evde yaşaması güç bir durum.
  • Sinema salonu pahalı gelse bile kesinlikle bir eğlence parkı veya operadan daha ucuz olduğu kesin. Fazla para harcamak istemiyorsanız alın suyunuzu marketten, mısırı da es geçin. Mısır yemeden de filmin keyfi çıkabiliyor. Gerçekten. Zaten filmin başında mısır bitiyor ve geri kalanı eliniz boş bir şekilde izlemeye devam ediyorsunuz.
  • Her şeye rağmen sevilen bir filmin başlamasını beklemek gibisi yok. Hem filmlerin çoğu sinema salonlarında izlenmek için yapılmıştır. Evde izlediğinizde aynı mutlulukla seyretme olasılığınız çok düşük.
  • Vaktinizi ayarladığınızda günün herhangi bir saati yüksek kalitede film keyfi yaşayabilirsiniz. Hem keyif aldığınız bir filmi desteklediğinizi bilirsiniz hem de korsan ürünlere karşı duruşunuzu sağlamlaştırırsınız.
  • Spoiler yememek veya sohbetlere katılmak için bir filmi ne kadar erken görürseniz o kadar iyi!
  • Geniş bir aileniz varsa onları bir araya toplayıp, bir ortamda sessizce film izlemenin en iyi yolu sinemaya gitmek. Evde herkes kendi işiyle meşgul olacağından bunu sağlamak gerçekten zor bir iş gibi görünüyor.

Bütün bu maddelerin dışında aklınızda size özel maddeler varsa onları da bizimle paylaşabilirsiniz. Nasıl bir insanı eksileriyle ve artılarıyla seviyorsak sinema salonlarını da bu şekilde sevmeliyiz. Sonuçta eğlence sektörü bu. Emeç insanların eğlenmesi. Bunu sağlıyorsa tamam, gerisi boş.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.