Fantastik Sinemada Kadın Kahramanlar

Özellikle fantastik sinemada kadın kahramanlar, geleneksel beyaz erkek kahramanın karşısına bolca çıkmaya başladılar. Bu değişimin nedeni nedir? Alışageldiğimiz tipik erkek kahramanların yerine ne tip kadın kahramanlar getiriliyor? Diğer tüm özellikler sabit olmak koşuluyla değişen tek şey cinsiyet midir? Sinemaya Giriş kitabında belirtildiği gibi, birçok fantastik filmde geleneksel erkek kahraman zamanın getirdiği değişikliklere uyum sağlasa da genellikle baskın heteroseksüel beyaz erkek modelini sürdürür. Karakter açısından heteroseksüel, baskın, beyaz ve erkek tanımlamalarından biri eksikse o kahramana kahraman demek yakışık almaz! Bu geleneksel kahraman anlayışı günümüzde yumuşatılsa da etkisi tamamen kaybolmaz. Tarihî mekanlar, soylu kahramanlar, kılıç dövüşü, kahramanın saf iyi niyeti, fiziksel ve zihinsel çeviklik, zeka kırıntıları saçan konuşmalar kahramanın adeta topluma örnek bir karakter olarak ön plâna çıkmasına neden olur. Ayrıca adalet olmazsa olmazdır. Nihayetinde toplum adına adalet arayan kişidir kahraman dediğimiz kişi.

Elizabeth

Karayip Korsanları filminde Keira Knightley’in canlandırdığı Elizabeth Swann karakteri kadın kahramanlara hem de sıradışı kadın kahramanlara en iyi örnektir. Daha filmin başından itibaren kendisine biçilmiş kadın rolünden rahatsızlık duyan (en başta korse takmanın sıkıntılarını çekmesi, zorla sevmediği bir adamla evlendirilmek istemesi) Elizabeth, üçüncü filmin sonunda karşımıza korsanların kralı olarak çıkar. Kılış kullanmayı, korsanlığı, yalan söylemeyi, insanları aldatmayı ve hatta onları kullanmayı öğrenmiştir. Bir nevi erkeklerin dünyasına uyum sağlamış, daha doğrusu erkeklerden oluşan korsanların dünyasına uyum sağlamıştır. Bir nevi denizde kadın uğursuzluk getirir inanışını korsanlara karşı kullanmış ve onların karşısına daha sonra bir kadın olarak çıkmış ve herkese kendisini bu şekilde kabul ettirmiştir. Yine de adildir, doğru bildiğinden şaşmaz. Kendince dürüsttür, hem de filmdeki birçok karakterden daha dürüsttür. Cesurdur. Zekidir. Kılıç ve ateşli silah kullanmayı bilir.


Eowyn

Yüzüklerin Efendisi filminde Miranda Otto’nun canlandırdığı karakter olan Eowyn oldukça ilgi çeken bir karakterdir. Kadın olarak doğmanın kendisine getirdiği bazı kısıtlamalara katlanamamakta ve amcasının gözlerinin önünde eriyip gitmesine seyirci kalmaktadır. Kılıç kullanmayı bilir, zekası da pek parlaktır. İstediği tek şey eline bir fırsat verilmesidir ve bu fırsatı da üçüncü film olan Kralın Dönüşü’nde yakalar. Hiç bir erkeğin kendisini öldüremeyeceği yönünde övünen yüzük tayflarının liderini “Ben erkek değilim” diyerek öldürmesi kesinlikle filmdeki etkileyici sahnelerden birisidir. Savaşa gizlice gelen, erkek savaşçı kılığında düşmana karşı savaşan Eowyn, yüzük tayfını öldürürken başlığını çıkartır ve onu kendi kimliği ile alt eder.


Hermione

Harry Potter filmlerinden aşina olduğumuz ve Emma Watson’un canlandırdığı Hermione Granger karakterine değinmeden fantastik filmlerde kadın kahramanlardan bahsetmek olmaz. Her ne kadar filmde küçük bir kız olarak başlasa da karakterin hikâye içinde büyüdüğü göz önüne alınarak bu değerlendirmede bulunulabilir. Hermione, Harry Potter kadar ön plâna çıkmasa da çoğu yerde zekâsıyla günü kurtaran kahraman kız modeline örnek olarak gösterilebilir. Zekâsının büyüklüğü kadar cesareti de etkileyicidir. Kılıç kullandamada ne kadar yetenekli olduğu tartışılır ama asa kullanmada üstüne yoktur denilebilir. En zor iksirleri, en güç büyüleri ilk onun yapması şaşırtıcı değildir. Her zaman adildir veya öyle olmaya çalışır. Kötülerin tarafındaki çatlak ve zeki Bellatrix Lestrange’in tam tersi konumdadır ve aslında zıt yönlerde olsalar bile her iki karakterde erkeklerin dünyasında var olmaya çalışırlar çünkü büyücüler dünyasında bile erkeklerin baskın gücü belli bir şekilde hissedilir.


Tauriel

Hobbit filmindeki Tauriel karakteri (Evangeline Lilly’nin canlandırdığı) karakter biraz yapay görünmenin yanı sıra çok da kahraman rolüne örnek olarak gösterilemez çünkü çoğu yerde ya kendisine âşık olan Legolas’ın koruması altındadır ya da bir erkek kahraman gibi davranır. Yine de bir kadın olarak kılıç, bıçak ve özellikle de okla yay kullanmayı binmesi, adaletli olması, cesur tavırları onu bir kahraman olmaya en yaklaştıran özelliklerdendir. Bir de ırk farkının araya girmesi sebebiyle çektiği aşk acısı olmasa (Bir elfle bir cücenin aşkı. Hiç olur mu?) bir kadın olduğu neredeyse unutulacaktır.


Tris

Shailene Woodley’in canlandırdığı Tris karakteri (Uyumsuz Serisi) hakkında söylenecek daha fazla şey vardır. Zayıf yönlerinin farkında olan Tris, hiç bir yere uyum sağlayamaması (daha doğrusu bir kaç yere uyum sağlaması, tek bir yere uyumlu olmaması) nedeniyle kendi tercihini kullanıp cesurları seçer. Beş fraksiyonun tüm özellikleri ondan toplanmıştır: Cesaret, Dürüstlük, Fedakarlık, Bilgelik ve Dostluk. Âdeta bir kahramanın tüm özellikleri kendisinde toplanır ve bütün bunlara ek olarak güzelliği de göz kamaştırır. Bütün bu özellikleri onun hedef tahtasının tam ortasına yerleştirir ve tüm fraksiyonlardaki değişimi başlatacak olayları başlatan kişi kendisi olacaktır. Zayıf yönlerinin farkında olduğunu belirtmiştik yukarıda. Bu zayıf yönler nelerdir? Bir kadın olarak kasları güçsüzdür, bunları güçlendirir. Yabancı bir fraksiyonda kendisine iyi dostlar edinir. Bir kahramana dönüşür (bunu ne kadar istediği de tartışılır) ama bunu yaparken kadınsı özelliklerinden de vazgeçmez.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.