Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu - Prof.Eyüp Sabri Ercan

Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedir?

Hiperaktivite ve dikkat eksikliği bir aralar inanılmaz derecede popüler olmasına rağmen toplum tarafından tam olarak anlaşılamamış veya yanlış anlamlandırmalar nedeniyle ihmal edilmiş bir konudur. Kısaca DEHB olarak adlandırılan bu hastalık, genellikle kalıtımsal veya hamilelikte kurşun, sigara ve alkol gibi zararlı maddeler nedeniyle oluşabilen bir tür bozukluktur. Yapılan araştırmalara göre bu hastalığın yüzde 80-90’lık bir kısmını genetik özellikler belirler.

Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu - Prof.Eyüp Sabri Ercan
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

Hiperaktivite Hastalığının Tedavisi

Bu hastalığın müzdaribi olan kişilerden biri olan Prof. Dr. Eyüp Sabri Ercan, kitabına E’nin hikayesini, yani kendi hikayesini anlatarak başlar. İçersinde DEHB ile her türlü bilginin bulunabileceği bu kitapta anne, baba ve eğitimciler için önemli bilgiler ve hususlar yer almaktadır. Dikkat ekiskliği ve hiperaktivite bozukluğu erken tedavisinde çok olumlu sonuçlar doğurabilen bir hastalıkken geç tedavisinde ise hastalığın beraberinde getirdikleri ile tedavisi güç bir hastalığa dönüşebilir. Bu kitapta üzerinde durulan en önemli konu, bu hastalığının nasıl tespit edileceğidir. Bende bir DEHB hastası olarak bu kitabı okuyarak kendimi tanımayı başladım. Zekâ ve biraz düzenle bu hastalığın belirtileri saklanabilir veya bulunduğunuz koşullar bu belirtilerin artmasına neden olabilir. Öncelikle yapılması gerekenler çocuklar ve yetişkinler için bu hastalığı iyi tanımak veya sizde olup olmadığını keşfetmektir. Bunun için psikiyatri kliniklerinde belirli testler ve ölçütler mevcuttur.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu

DEHB özellikleri nelerdir?

DEHB ilkokul çağına kadar farkedilmeyen fakat çocuğun okula başlamasıyla iyice belirginleşen bir hastalıktır. Çoğu çocuk hareketli ve sakar olduğundan bu durumu çocuk okul çağına gelmeden anlamak oldukça güçtür. Bu hastalığın olduğu çocuklar genellikle aşırı hareketli, yerinde duramayan, ödevlerini düzgün bir biçimde yapamayan ve kurallara uymakta güçlük çeken öğrencilerdir. Ödev yapma sırasında tuvalete gitmek ve su içmek bahaneleri ile bir şekilde bu durumdan kurtulmak isterler. Bazen ise çocuk aşırı hareketli olmasa da içine kapanık, hayal dünyasında gezen ve dinliyormuş gibi yapıp aslında dinlemeyen bir çocukta olabilir. Aile tarafından şiddet ve aşağılanmaya da maruz kalan bu çocuklar genellikle diğer arkadaşları ile uyum sağlayamaz. Arkadaşları tarafından kavgacı, bencil ve saldırgan olarak tanımlanırlar. Bu çocuklarda belirgin olan bir diğer özellik ise ilgili oldukları konularda çok başarılı olurken, ilgisiz oldukları konularda bu başarıyı sağlamakta güçlük çekmeleridir. Örnek olarak matematik dersine ilgi duyan bir DEHB’li çocuğun matematik dersi çok iyi olmasına rağmen diğer derslerine hiç ilgi duymaz. Bu derslerde düşük notlar alır, ders sırasında dikkatini toparlayamaz. Arkadaşlarıyla konuşmaya başlar, defterine bir şeyler çizer. Kısacası bu hastalık basit gibi görülen fakat teşhisi aslında pek kolay olmayan bir hastalıktır. Erken tedavi edilmesi ise kesinlikle şarttır. Eğitimciler ve aile iş birliğiyle kolayca aşılmasi gereken bu hastalık genellikle geç yaşlarda fark edilir. Yetişkinlerde de bu hastalık mevcuttur. Zamanla kendiliğinden geçmese bile yetişkinlikte belirtiler azalabilir. DEHB’li insanlar için bir yerde uzun süre oturmak, bir konu üzerine uzun süre çalışmak, zihinsel çaba gerektiren uzun zaman alan işlere odaklanmak oldukça zordur. Ayrıca bu hastalık, yaşında ilerlemesiyle farklı diğer psikolojik hastalıklara da zemin hazırlar. Genellikle huzursuzluk çeken DEHB’li insanlar öğrenim yıllarında ve üniversite yıllarında bu hastalığın yarattığı olumsuz etkilerden ciddi bir şekilde zarar görürler. DEHB’liler zihinsel olarak hareketlidirler, hızlı karar verirler ve insanlar hakkında hızlı tespitlerde bulunurlar.

Prof.Dr.Eyüp Sabri Ercan – Prof.Dr. Cahide Aydın

DEHB neden erken tedavi edilmeli?

DEHB’li insanlar yukarıda belirttiğim özellikler nedeniyle derslerine ve işlerine odaklanmakta güçlük çekerken, sosyal hayatlarında da insanlarla ilişki kurmaktada başarısız olurlar. Erken tedavi edilmeyen bir DEHB’li arkadaşları tarafından onaylanmayacak, onlar tarafından kabullenilmeyecek ve ailesi tarafından da büyük bir baskıya maruz kalacaktır. DEHB’li olmak bir suç değildir. Dediğim gibi kalıtımsal özelliklerin büyük bir payı vardır. Bu nedenle anne, baba veya akrabalarda bu hastalığın görülme yüzdesi de buna bağlı olarak çok yüksektir. Bu insanların aile tarafından şiddet görmesi, arkadaşları tarafından onaylanmaması, insanlarla iyi ilişkiler kuramaması, lise ve üniversite yıllarında daha büyük sorunlara zemin hazırlar. Bunlardan biri ise obsesif kompulsif bozukluktur. Bu hastalık bir doktor tarafından “Koca Bir Ormana Bakıp, Sadece Tek Bir Ağacı Görmek” olarak tanımlanır. Yani bu hastalığa sahip olan insanlar genelde tek bir konu üzerinde sürekli ve yoğun bir biçimde düşünebilir ve bu hayatında çok olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Aynı zamanda DEHB’li insanlar alkol, esrar ve benzeri uyuşturucu madde kullanımına yatkındırlar çünkü bu maddeler beyinde dopamin salgısını artırarak onlara kısa bir normallik sunar. Bu insanlar erken tedavi edilmedikleri takdirde okullarından mezun olamayabilir. Okullarından uzaklaştırılabilir hatta atılabilirler. İş hayatında ise bir işi yapmakta büyük zorluklar çekebilir. Bu durumun tespiti ve tedavisi bu nedenlerden dolayı çok önemlidir. Bazı basit ilaçlar kullanılarak bu rahatsızlıktan kurtulunabilir. Sizde bir DEHB rahatsızlığına sahip olabilirsiniz.  Çocuğunuzda ve çevrenizde böyle insanlara rastlayabilirsiniz. Bu kitap teşhis, DEHB’li insanları anlama, yapılması gerekenler, testler ve ilaçlar hakkında geniş bir bilgi içeriğine sahip. İçindeki hikyelerle  birlikte oldukça akıcı bir kitap. Anlattıklarım dışında daha detaylı bilgi için bu kitabı okuyabilirsiniz.

DEHB

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy Kimdir? Kaç Yaşında? Nerelidir?

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy Kimdir?

Türk televizyonlarında haber ve siyaset programlarının  yorumcusu ve aynı zamanda gazeteci Habertürk Spikeri Mehmet Akif Ersoy kimdir? Gazetecilik kariyeri hakkında bilgililer, bugüne kadar kaleme aldığı kitaplar, özel hayatına ilişkin tüm bilgileri biyografi bölümümüzde sizin için bir araya getiriyoruz.  Biyografi bölümümüzde Sunucu Mehmet Akif Ersoy kimdir? Namı diğer Habertürk Mehmet Akif Ersoy kimdir? Hayatı ve özgeçmişi ile sizlerle. Uzun yıllar TRT’de görev yapan, Ortadoğu’dan çok sayıda habere imza atan ve “Dış Politika” dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini de üstlenen gazeteci Mehmet Akif Ersoy Habertürk yönetimiyle el sıkıştı. Usta gazeteci Ersoy’un bundan sonra her gün haber bülteni sunarak seyirciyle buluşacağı öğrenildi.

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy biyografi

Türk gazeteci, televizyoncu, yazar, muhabir ve aynı zamanda belgesel yönetmeni olan usta gazeteci Mehmet Akif Ersoy 8 Ocak 1985 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Eğitim hayatına İstanbul’da başlayan gazeteci Mehmet Akif Ersoy liseyi tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi’nde eğitimine devam etti. Üniversiteden mezun olduktan sonra 2009 yılında kariyerine 6 News televizyon kanalında muhabir olarak göreve başladı. Bir yıl burada çalıştıktan sonra TRT televizyonuna transfer oldu. 2010 yılında TRT TÜRK – Addis Ababa Temsilciliği görevine getirildi. 2011 yılında başta Libya, Yemen, Şam, Erbil olmak üzere pek çok noktada TRT temsilcisi ve savaş muhabiri olarak görev yaptı. Aynı yılın içinde TRT TÜRK Trablus ve Sana muhabirliği görevini yürüttü. 2012 yılında önemin lideri Muammer Kaddafi ile ölümünden önce gerçekleştirdiği son röportajı ile bir anda tüm dünyada adından söz ettirdi. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ile aynı ismi taşıyan Gazeteci Mehmet Akif Ersoy kariyerine 2012 yılında TRT Kahire-Mısır Temsilcisi olarak devam etti. Sonrasında 2013 yılında TRT ARAPÇA Koordinatör Yardımcılığı görevine getirildi. 2014 yılına gelindiğinde TRT İstanbul Bölge Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladı. Bu süreci 2015 yılında “Zenga Zenga”  adlı Muammer Kaddafi Belgeseli takip etti. Aynı yılın içinde Diyanet İşleri Başkanlığı Ortadoğu ve İslam Coğrafyası Sorumlu Başkan Müşaviri olarak atandı. Daha sonra 2016 yılında Dış Politika Dergisi  Genel Yayın Yönetmeni oldu. 2017 yılını sonlarında Habertürk Televizyon kanalı ile el sıkıştı.  Günümüzde Habertürk TV ekranlarında gündüz kuşağında “Manşet” programını ve akşam kuşağında “Nedir Ne Değildir” programını sunan başarılı isim gazeteci Mehmet Akif Ersoy aynı zamanda “Tünel- Gazze’de Yaşamak” adlı kitabının da yazarıdır. Günümüzde çeşitli söyleşilerde yapan usta gazeteci en son “Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Afrin”  söyleşisini Denizli’de gerçekleştirmiştir.

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy Kimdir? Kaç Yaşında? Nerelidir?

Mehmet Akif Ersoy

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy evli değildir.

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy bir adet yayımlanmış kitabı vardır

Gazeteci yazar Mehmet Akif Ersoy’u kaleme aldığı bir adet kitabı bulunmaktadır. Bu kitap Gazze’de tanık olduğu gerçek olayların yansımalarını konu alan oldukça sürükleyici bir çalışmadır. Kitabın adı ise; Tünel- Gazze’de Yaşamak

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy çalıştığı TV kanalları

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy çalıştığı TV kanalları, çektiği belgeseller ve sunduğu programlar aşağıda listelenmiştir.

  • 2009 -6 News (Muhabir)
  • 2010 – TRT TÜRK Addis Ababa (Etiyopya Temsilcisi)
  • 2011 – TRT TÜRK Libya, Yemen, Şam, Erbil  (Muhabir – Temsilci)
  • 2012 – TRT (Kahire-Mısır Temsilcisi)
  • 2012 – TRT (Muammer Kaddafi ile Son Röportaj)
  • 2013 – TRT ARAPÇA (Koordinatör Yardımcılığı)
  • 2014 – TRT (İstanbul Bölge Müdür Yardımcısı)
  • 2015 – Zenga Zenga”  (Muammer Kaddafi Belgeseli)
  • 2015 – Diyanet İşleri Başkanlığı Ortadoğu ve İslam Coğrafyası Sorumlu Başkan Müşaviri
  • 2016 – Dış Politika Dergisi  (Genel Yayın Yönetmeni
  • 2017- 2019 Habertürk TV – ( Sunucu – Spiker ve Program Moderatörü)
  • )2018 – 2019 Habertürk TV – Manşet Programı
  • 2018 – 2019 Habertürk TV – Nedir Ne Değildir?

Halen habertürk TV de yapımcı ve yorumcu olarak görev yapmaya devam etmektedir

Tarık Akan Kimdir? Ölümünün 3. Yılında Mezarı Başında Anıldı

Tarık Akan vefatının 3. yılında mezarı başında anıldı

Türk sinemasının usta ismi, Türkiye’nin aydınlık yüzü Tarık Akan, ölümünün 3. yılında mezarı başında dostları tarafından anıldı. Sanatçının yakın dostu Rutkay Aziz, “Hayatın en büyük keşfi ölümmüş ama nedense bu keşif hep bizim sevdiklerimizi buluyor. Her seferinde biraz daha yalnızlaşıyoruz. Ben kendi adıma yalnızım, hele Tarık’tan sonra… Onu çok özlüyorum” dedi.

Tarık Akan’ın oğlu Yaşar Özgür Üregül

Bakırköy Zuhuratbaba Mezarlığı’ndaki anma törenine, Akan’ın ailesi, oyuncu arkadaşları, bazı siyasi parti ve STK’ların temsilcileriyle sevenleri katıldı. Sanatçının oğlu Yaşar Özgür Üregül, törende yaptığı konuşmada, törene katılan herkese teşekkür etti. Üregül, babasının vefatının üzerinden 3 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Dün olmuş gibi özlüyoruz ama 20 yıldır da yokmuş gibi uzak geliyor şu an. Mükemmel bir babaya tekrar veda ettik bugün.” dedi.

Vakfı Başkanı Rutkay Aziz, “O benim canımın içi arkadaşımdı. Bakırköylü. Hayatın en büyük keşfi ölümmüş ama nedense bu keşif hep bizim sevdiklerimizi buluyor. Her seferinde biraz daha yalnızlaşıyoruz. Ben kendi adıma yalnızım, hele Tarık’tan sonra… Onu çok özlüyorum” diye konuştu. Akan’ın 52 yıllık arkadaşı Zeki İrfanoğlu da Tarık Akan’sız bir hayata alışmanın zor olduğunu belirterek, “Düşünsem aklıma gelmezdi. Sanki 3 saat evvel vermişim gibi toprağa” ifadesini kullandı.

Oyuncu Ahmet Arıman, sanatçıyla Hababam Sınıfı’nda beraber oynadıklarını belirterek, “Milyonlarca insan var dünyada. Onların birkaç tanesi yıldız bana göre. Hem şekil hem kibarlık, centilmenlik, zariflik olarak.” dedi. Tarık Akan’ın bütün bu özellikleri taşıdığını ifade eden Arıman, “Çok zarif, konuşmasını bilen, kibar biriydi. Sırf güzelliği değil, adamın içi de güzeldi. İnsan onun öldüğüne inanamıyor. Çok üzgünüz” açıklamasında bulundu.


Hababam Sınıfı oyuncularından Feridun Şavlı da “Ben onların yanında yetiştim. Ayakkabılarını boyadım. Gençlik çağımda da beraberdik. Ne yazık ki aramızdan gitti ama o hep gönlümüzde yaşıyor” dedi. Törene katılanlar arasında yer alan Akan’ın arkadaşı İbrahim Astarcıoğlu da şunları kaydetti: “Tamamen tesadüf sonucu karşılaştık Tarık’la. 1980’den bu yana da çok iyi bir dostluğumuz oldu. Çok özlüyoruz. Bütün ölümler erken. Çok erken ayrıldı ama yapacak bir şey yok. Hayatın tek somut gerçeği bu. Sürdürmek lazım düşüncelerini, duygularını, dostluk anlayışını, savaşçılığını sürdürmek lazım. Onu anımsamak lazım. Sürekli belleklerde, nesilden nesile aktarmak lazım. ”

Hababam Sınıfı oyuncularından Feridun Şavlı da “Ben onların yanında yetiştim. Ayakkabılarını boyadım. Gençlik çağımda da beraberdik. Ne yazık ki aramızdan gitti ama o hep gönlümüzde yaşıyor” dedi. Törene katılanlar arasında yer alan Akan’ın arkadaşı İbrahim Astarcıoğlu da şunları kaydetti: “Tamamen tesadüf sonucu karşılaştık Tarık’la. 1980’den bu yana da çok iyi bir dostluğumuz oldu. Çok özlüyoruz. Bütün ölümler erken. Çok erken ayrıldı ama yapacak bir şey yok. Hayatın tek somut gerçeği bu. Sürdürmek lazım düşüncelerini, duygularını, dostluk anlayışını, savaşçılığını sürdürmek lazım. Onu anımsamak lazım. Sürekli belleklerde, nesilden nesile aktarmak lazım. ”

Tören, konuşmaların ardından Tarık Akan’ın sevenleri ve Taş Koleji öğrencileri tarafından kabri başına karanfiller bırakılmasıyla sona erdi.

TARIK AKAN KİMDİR?

Asıl adı Tahsin Tarık Üregül olan sanatçı, 13 Aralık 1949’da İstanbul’da dünyaya geldi. Subay olan babası Yaşar Üregül’in görevi dolayısıyla Erzurum Dumlupınar İlkokulu’nda başladığı eğitimini Kayseri’de tamamladı.

Babası emekli olduktan sonra ailesiyle Bakırköy’de yaşamaya başlayan ve Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde okuyan Akan, eğitimi süresince cankurtaranlık ve işportacılık yaptı.

Tarık Akan, 1970’te “Ses” dergisinin açtığı “Sinema Artist Yarışması”nda birinci olunca, Makine Mühendisliği bölümünden ayrıldı ve Gazetecilik Yüksek Okulu’na girdi.
Sinemaya geçmeden önce bir süre düğün salonlarında müdürlük, sandal kiralama gibi işlerle uğraşan Akan, “Solan Bir Yaprak Gibi” adlı film ile 1971’de sinemaya adım atıp Tarık Akan adını kullanmaya başladı.

Sanatçı, aynı yıl Sadık Şendil’in kaleme aldığı, Orhan Aksoy’un yönettiği “Emine” filminde ise Filiz Akın ile başrolü paylaştı.

Tarık Akan

7 ALTIN PORTAKAL ÖDÜLÜ

Türkiye’nin Altın Portakal’da 7 ödüle sahip tek erkek oyuncusu olan Akan, ilk ödülünü “Suçlu” adlı filmdeki rolüyle 1973’de aldı.
Yönetmenliğini Ertem Eğilmez’in yaptığı 1973 yapımı “Canım Kardeşim” ile 1974 yapımı “Hababam Sınıfı”nda başrol oynayan sanatçı, 1970-1975 arasında, yılda 12 filmde rol alarak Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden biri haline geldi.

Filmlerinde sıklıkla “Ferit” adını kullanan başarılı sanatçı, bu dönemde Türk sinemasının ünlü kadın sanatçıları Gülşen Bubikoğlu ile “Ah Nerede”, Emel Sayın ile “Mavi Boncuk”, Hülya Koçyiğit ile “Sev Kardeşim”, Hale Soygazi ile “Gece Kuşu Zehra” filminde rol aldı.

MADEN FİLMİNDE CÜNEYT ARKIN İLE ROL ALDI

Tarzıyla 1970’li yıllara damgasını vurarak Yeşilçam’ın jönleri arasına giren Akan, 1977’de Zeki Ökten’in yönetmen koltuğuna oturduğu “Sürü” filminin ardından politik filmlerde rol almaya başladı.
Tarık Akan, 1978’de Cüneyt Arkın ile başrolü paylaştığı “Maden” filminin sonrasında, 1979’da zorunlu askerlik görevini yedek subay olarak Denizli’de tamamladı. “Maden” filmini bir söyleşide anlatan Akan, yapımında da emek harcadığı filmden şu sözlerle bahsetti:

“O dönemde Türkiye’nin en çok seyredilen filmi ve benim de o dönemde en çok para kazandığım filmdir. O dönemde tüm sendikaların, işçi sendikalarının her yerinde, dağ başlarına kadar çıkartılıp oynatılan bir filmdir. Görevini çok güzel yerine getirmiştir. Sendikacılık, işçilik, işçi olmak, emek, sermaye nedir, açık ve net olarak altı çizilmiş olarak veren filmlerden biridir.”

Senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı, Şerif Gören ile Güney’in yönettiği 1982 yapımı Altın Palmiye ödüllü “Yol” filminde de rol alan Akan, 1990’da Rıfat Ilgaz’ın aynı adlı eserinden uyarlanan “Karartma Geceleri”nde başrolde yer aldı.

HAPİSHANE GÜNLERİNİ ANLATAN KİTAP YAZDI

Sanatçı Akan, 1985’te Berlin Uluslararası Film Festivali’nde mansiyon, 1992’de Adana Altın Koza Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu”, 1996’da Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “Yaşam Boyu Onur Ödülü”, 2006’da Sinema Yazarları Derneği “Onur Ödülü”, 2007’de ise Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği’nde “Sinema Emek Ödülü” kazandı.

Tarık Akan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından 1981’in başlarında, Almanya’da yaptığı bir konuşma yüzünden Türkiye’ye dönüşünde tutuklandı. 12 yıl hapis istemiyle yargılanarak 2,5 ay hücre hapsi cezası alan sanatçı, hapishane günlerini ve darbe sürecini 2002’de yayımlanan “Anne Kafamda Bit Var” kitabında kaleme aldı.

EVLİLİKLERİ

1986 yılında Yasemin Erkut ile evlenen oyuncunun aynı yıl Barış Zeki Üregül adlı oğlu dünyaya geldi. İki yıl sonra, 1988 yılında Yaşar Özgür Üregül ve Özlem Üregül adındaki ikiz çocukları oldu. Oyuncu, evlendikten dört yıl sonra 1989 yılında boşandı. 1990 yılında, Acun Günay ile birlikte yaşamaya başladı ve birliktelikleri vefatına kadar devam etti.

Tarık Akan

KANSER NEDENİYLE YAŞAMINI YİTİRDİ

Akciğer kanseri olan Akan, tedavisini İstanbul’da sürdürmekteyken 16 Eylül 2016 tarihinde hayatını kaybetti. Cenazesi için 18 Eylül 2016 tarihinde Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nda düzenlenen anma etkinliği sonrasında, Teşvikiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Bakırköy Mezarlığı’na defnedildi.

OYNADIĞI FİLMLER

Vizontele Tuuba (film) (2003)

Gülüm (film) (2002)

Meşrutiyet – Abdülhamit Düşerken (film) (2002)

Hayal Kurma Dersleri (film) (2000)

Eylül Fırtınası (1999)

Mektup (film) (1996)

Aşk Üzerine Söylenmemiş Herşey-Hep Aynı (film) (1995)

Çözülmeler (film) (1993)

Yolcu (film) (1993)

Devlerin Ölümü (film) (1991)

Uzun ince Bir Yol (film) (1991)

Bir Kadın Düşmanı (film) (1991)

Bir Küçük Bulut (film) (1990)

Karartma Geceleri (film) (1990)

Berdel (film) (1990)

Üçüncü Göz (film) (1989)

Dönüş (film) (1988)

Yağmur Kaçakları (film) (1987)

Kızımın Kanı (film) (1987)

Ses (film) (1986)

Adem ile Havva (film) (1986)

Kıskıvrak (film) (1986)

Acı Dünyalar (film) (1986)

Beyoğlu`nun Arka Yakası (film) (1986)

Bir Avuç Cennet (film) (1985)

Tele Kızlar (film) (1985)

Paramparça (film) (1985)

Kan (film) (1985)

Damga (film) (1984)

Alev Alev (film) (1984)

Yosma (film) (1984)

Pehlivan (film) (1984)

Beyaz Ölüm (film) (1983)

Gecenin Sonu (film) (1983)

Derman (film) (1983)

Çocuklar Çiçektir (film) (1983)

Arkadaşım (film) (1982)

Yol (film) (1982)

Kaçak (film) (1982)

Delikan (film) (1981)

Herhangi Bir Kadın (film) (1981)

Adak (film) (1980)

Sürü (film) (1978)

Seninle Son Defa (film) (1978)

Maden (film) (1978)

Kanal (film) (1978)

Lekeli Melek (film) (1978)

Bizim Kız (film) (1977)

Baraj (film) (1977)

Nehir (film) (1977)

Sevgili Dayım (film) (1977)

Şeref Sözü (film) (1977)

Aşk Dediğin Laf Değildir (film) (1976)

Öyle Olsun (film) (1976)

Kader Bağlayınca (film) (1976)

Gece Kuşu Zehra (film) (1975)

Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (film) (1975)

Ateş Böceği (film) (1975)

Merhaba (Bizim Aile) (film) (1975)

Delisin (film) (1975)

Evcilik Oyunu (film) (1975)

Ah Nerede (film) (1975)

Çapkın Hırsız (film) (1975)

Mavi boncuk (1974)

Hababam Sınıfı (film) (1974)

Memleketim (film) (1974)

Mahçup Delikanlı (film) (1974)

Esir Hayat (film) (1974)

Kanlı Deniz (film) (1974)

Boşver Arkadaş (film) (1974)

Yaz Bekarı (film) (1974)

Oh Olsun (film) (1973)

Canım Kardeşim (film) (1973)

Yalancı Yarim (film) (1973)

Umut Dünyası (film) (1973)

Bebek Yüzlü (film) (1973)

Yeryüzünde Bir Melek (film) (1973)

Üç Sevgili (film) (1972)

Tatlı Dillim (film) (1972)

Sev Kardeşim (film) (1972)

Para (film) (1972)

Azat Kuşu (film) (1972)

Suçlu (film) (1972)

Sisli Hatıralar (film) (1972)

Aşkların En Güzeli (film) (1972)

Feryat (film) (1972)

Kaderimin Oyunu (film) (1972)

Melek mi, Şeytan mı? (film) (1971)

Beyoğlu Güzeli (film) (1971)

Vefasız (film) (1971)

Emine (film) (1971)

Solan Bir Yaprak Gibi (film) (1971)

Ben Fero (Ferhat Yılmaz) Kimdir? Kaç Yaşında? Nereli?

Ben Fero Kimdir? Ben Fero Kaç Yaşında? Ben Fero Nereli? Ben Fero’nun Gerçek Adı Nedir? Ben Fero Ne İş Yapıyordu?

“Ben Fero” ismini kullanan Türk Rapçi ve söz yazarı olan Ferhat Yılmaz, 1991 (28) yılında Almanya’da Bonn’da dünyaya gelmiştir. Ben Fero, Rap, Hip-Hop ve Trap tarz müzikler yapmaktadır.

Ben Fero – Ferhat Yılmaz

Babası Sivaslı olan Ben Fero’nun (Ferhat Yılmaz) Annesi Trabzonludur. 1994 yılında ailesi ile birlikte Türkiye’ye dönen Ben Fero İzmir’e yerleşmiştir. 8 Yaşında rap şarkılara ilgi duymaya başlayan Ben Fero, Tupac Shakur dinleyerek rapi sevmiştir. 2018 yılının Nisan aynına gelindiğinde ise ilk şarkısı Mahallemiz Esmer’i yayınlamıştır.

Ben Fero
Ben Fero

“Kimlerdensin” adlı şarkısını Ağustos 2018’de çıkaran Ben Fero yani Ferhat Yılmaz, özel bir şirkette yürüttüğü satış müdürlüğü görevinden istifa ederek müzik hayatına yoğunlaşmıştır. Ezhel ve Berkcan güvenle arkadaş olan Ben Fero’nun tanınması bu sayede kolaylaşmıştır.

Ben Fero Ferhat Yılmaz Kimdir- Ben Fero Kaç Yaşında - Ben Fero Nereli - Ben Fero Mesleği
Ben Fero Ferhat Yılmaz Kimdir?- Ben Fero Kaç Yaşında? – Ben Fero Nereli? – Ben Fero Mesleği

Kasım 2018 yılında 3’üncü single’ı olan “3 2 1” adlı şarkıyı piyasaya süren Ben Fero, aynı yıl Aralık ayında Spotify’da en çok dinlenen şarkılar arasına girmiştir. Şubat 2019’da ilk stüdyo albümü olan “Orman Kanunları” adlı albümünü yayınlayan Ben Fero, yayınlandığı gün yine Spotify’da ilk 12 şarkı arasına girmiştir.

Ferhat Yılma - Ben Fero Kimdir
Ferhat Yılma – Ben Fero Kimdir?

Orman Kanunları adlı albümünde şarkılarını birleştiren Ben Fero yani Ferhat Yılmaz, “Biladerim İçin” adlı şarkısınıda yaınladıktan sonra “Akalım” isimli şarkısını ünlü Türk popçunun adı olan “Demet Akalın” olarak değiştirmiştir. 9 Mayıs 2019’da ise 16’ıncı Boğaziçi Müzik Festivalin’de “En İyi Yeni Gelen Şarkıcı” ödülünü almıştır. Ben Fero’nun ilk stüdyo albümü “Orman Kanunları (2019)”, şarkıları ise “Mahallemiz Esmer” (2018), “Kimlerdensin” (2018), “3 2 1″ (2018)”JENGA” (with Khontkar) (2019)’dur.Geçtiğimiz Günlerde ise eski bir fotoğrafı gündeme düşmüş, kilolu olduğu fotoğraf ile şimdiki hali sevenlerini şaşırtmıştır.

Ben Fero Eski Hali

Ben Fero Fotoğrafları

Gül renklerinin anlamları

Gül Renklerinin Anlamları

Sevgililer günü, anneler günü, evlilik yıl dönümleri  ve terfiler gibi br çok sebebten ötürü insanlar birbirlerine çicekler gönderiyorlar. Hatta bir aşkın kıvılcımı dahi bir çiçekle ateşlenebiliyor. Bu çiçeklerden en popüleri ise gül. Fakat gül deyip geçmeyin her birinin farklı anlamları ve ifade ettiği farklı duygular var. Jack Goody “Çiçeklerin Kültürü” anlamı kitabında, çiçeklere anlam yüklemenin Doğu medeniyetleri ile başladığını söyler ama anlamların değişimlere uğradığını da ekliyor.  Yine de bazı anlamların evrensel olarak kabul görüldüğünü ve çiçek vermenin veya sunmanın bir simgesi olduğunu hepimiz bilebiliriz. Bu konuşma yönteminin yani Çiçekler yoluyla konuşmanın Persler ile başladığı düşünülüyor. Osmanlı haremindeki okuma yazma bilmeyen kadınlar da bu dili iletişim kurmak için kullanırlarmış. Kırmızı olsun, beyaz ya da sarı güller tek başlarına veya demet halindeyken birçok şey söylerler. Eğer çiçeklerin diline ve farklı renklerin anlamlarına biraz hakim olursanız, hediye olarak gönderdiğiniz çiçeğin gerçek anlamını bileceksiniz ve hatta ona özel bir anlam ekleme şansınız da olacak.

Gül renklerinin anlamları
Güller

Gül Renklerinin Anlamları Nedir ?

Her renk gülün kırmızı, beyaz, mor , sarı ve pembe her birine ayrı ayrı anlamlar ithaf ediliyor. Fakat çiçek göndermek veya hediye olarak çiçek almak başlı başına güzel ve incelikle düşünülmüş bir hareket daha da incesi bu renklerin anlamlarını bilerek çiçeği vermek.

Renklerin Anlamları
Gül Renklerinin Anlamları

Renklerin bizlerde uyandırdığı hisleri tahmin edebilirsiniz. Beyaz saflık, temiz duygular. Kırmızı aşk, arzu ve istek, Turuncu arkadaşlık, dostluk ve özlemi ifade ediyor. Daha az bilinen renkler ise şöyle mesela koyu pembe minnet şükran ve takdiri ifade ederken, açık pembe renk keyif memmuniyet ve hayranlığı şimgeliyor.Mavi güller sanırım en sevilen çeşitlerinden biri ilahi aşkı ve eşşizliği simgeliyor. Siz sevgilinize, eşinize, annelerinize veya flört ettiğiniz birine duygularınıza göre dilediğiniz çiçeği alın fakat dikkat edin bu çiçeklerin renklerinin hepsinin ayrı bir anlamı var. Artık çiçeklerin renkli dilleri hakkında biraz bir şeyler biliyorsunuz. İster kırmızı gülün tutkusunu hissediyor olun, ister şeftali rengi gülün arzusunu, bu yüzyılların iletişim metodunu kullanmak alıcıyı kesinlikle memnun edecektir. Gül buketlerinize bir kart yerleştirerek anlamı daha da derinleştirmek sizin elinizde. İster tek bir yaprağı olsun, ister kocaman bir buket olsun o kişi bir an durup, onların kokusunu içine çekecektir.

Yılmaz Güney kimdir

“Üçüncü” Dünya Sinemasından Bir Adam Yılmaz Güney

Yılmaz Güney adı sinemamızda ekol adına en yakın isimdir; 1966 yılında Akad’ın yönettiği ve Yılmaz Güney’in oynayıp yapım sürecini üstlendiği Hudutların Kanunu ve Kızılırmak-Karakoyun adlı filmlerle başlayan değişimi ve kendi elleriyle yarattığı Çirkin Kral’ın dönüşümü süreci 1970’te Umut’la büyük bir başarıyla sonuçlanmış, artık ismi belirli bir estetik-siyasi-aydın tavrıyla anılmaya başlamıştır. Güney büyük oranda sezgileriyle bulduğu, ancak içinde bulunduğu siyasal ortamın yönlendiriciliği de hesaba katıldığında anlaşılabilecek bu değişim sürecinde, sosyalist-isyankâr-devrimci-ezilenler adına konuşan bir insana dönüşecektir. Bu süreç bugün 90 yılı aşan tarihi içinde sinemamızda onu benzersiz bir hale getirmiştir.

Yılmaz Güney

Yılmaz Güney’in sineması Üçüncü Dünya sineması içindeki yeri ve belirli bir tarihsel döneme ve öneme sahip bu direniş geleneği içindeki yerini incelemek istiyoruz; çünkü bu sinemanın tarihi içinde ortaya çıkan temel sorunlara bir yanıt ya da anti-tez olma özelliği gösterir. Üçüncü Dünya Sineması yaklaşık olarak 1950’li yılların ikinci yarısından sonra canlanmaya başlamıştır ve kendi köklerini bu ülkelerin ya sömürgecilikten kurtuluş mücadelesinde ya da görünürde bağımsız kukla iktidarların olduğu bu ülkelerdeki hepimiz için tanıdık olan Tam Bağımsız ve Halkçı bir iktidar mücadelesi içinde şekillenmiş ve sinema bu sürece büyük oranda katılmıştır.

Daha Fazlasını Oku

İlk Yardım Nedir? İlkyardım Neden Önemlidir? Yapılması Gerekenler…

İlk Yardım Nedir?

İlk yardım kaza,hastalık,yangın,deprem vb tehlikeli ve ani durumlarda hastaya ve kaza geçirenlere kesin tedavi öncesi olay yerinde acilen yapılması gereken sağlık işlemlerinin bütünüdür.

Hayat kurtarmaya ya da olası hayati tehlikeleri en aza indirmek

İçin ilk yardım son derece önemlidir.Özellikle ülkemizdeki trafik kazalarında ve doğal afetlerde hayat kurtarmak için ilk yardım eğitiminin önemi büyüktür.İlk yardım bilgilerinin insanlarımızın büyük bölümü tarafından öğrenilmesi ve bilinmesi çok önemlidir.

İlk Yardım Temel Uygulamaları;

İlk Yardımcı Kimdir?

İlk yardımın tanımında belirtilen amaç doğrultusunda hasta veya yaralıya  tıbbi araç ve gereç aranmaksızın mevcut araç ve gereçlerle sağlık ekibi gelinceye kadar ilaçsız hayati uygulamaları yapan konu ile ilgili eğitim almış ilk yardım sertifikası olan kişilerdir.

İlk Yardımın Öncelikli Amaçları Nelerdir?

Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak.

Hasta ve yaralının durumunun kötüleşmesini engellemek.

İyileşmeyi kolaylaştırmak ilk yardımın öncelikli amacıdır.

İlk Yardım temel Uygulamaları

Koruma: Olay yerinde olası tehlikelere karşı önlem almak güvenli bir çevre oluşturmak.

 

 

1-Kazaya uğrayan araç mümkünse güvenli bir alana alınmalıdır.

2-Olay Yeri görülebilir şekilde belirlenmeli ve işaretlenmelidir.

3- Meraklı kişiler olay yerinden uzaklaştırılmalıdır.

4-Kazaya uğrayan aracın kontak anahtarı kapatılmalıdır.

5-Sıgara içilmemeli ve  içilmesine izin verilmemelidir

6- Gaz söz konusu ise zehirlenmelerin önlenmesi için gerekli önlemler alınmalıdır.

7-Gaz tüpünün vanası kapatılmalıdır.Ortam havalandırılmalıdır.

8- Kıvılcım oluşturacak ışıklandırma veya çağrı araçları kullandırılmamalıdır.

9- Hasta ve yaralılar yerinden kıpırdatılmamalıdır.

10-Hasta ve yaralılar  yaşam bulguları yönünden değerlendirilmelidir.

11-Kanamalı durumlarda mutlaka hepatit B,C,HİV/AİDS gibi durumlara karşı korunmak için tedbir alınmalıdır.

12-Kanamayı derhal durdurma yönüne gidilmelidir.

13-Kalp krizi geçiren hastalara göğüs üzerinden uygulama yapılmalı,derhal 112 acil servis aranmalıdır.

Bilgilendirme:En hızlı şekilde gerekli yardım kuruluşlarına(112) haber verilmelidir. 112 arandığında kesin yer ve adres,kim hangi numaradan arıyor,olayın tanımı,hasta ya da yaralı sayısı,durumu,nasıl bir yardım aldıkları açıklanmalıdır.

Kurtarma: Olay yerinde hasta ve yaralılara acil müdahale,hızlı ancak sakin ve bilinçli bir şekilde yapılmalıdır.hasta ve yaralıların durumlarına bağlı olarak değerlendirilerek ilk yardım yapılmalıdır.Eğer ilk yardım bilinmiyorsa asla hasta ve yaralılara dokunulmamalı ve kıpırdatılmamalıdır.

İlk Yardımcının Müdahelede Yapması Gerekenler

1-Hasta/yaralının durumunu değerlendirmek.

2-Hasta/yaralının korku endişelerini gidermek.

3-Hasta/yaralıya yardımcı olacak kişileri organize etmek.

4-Hasta/yaralının durumunun ağırlaşmasını engellemek için gerekli müdahalelerde bulunmak.

5-Kanama,kırık,çıkık ve burkulma vb durumlarada yerinde müdahale etmek

6-Hasta/yaralının yarasını görmesine izin vermemek.

7-Hasta/yaralıları hareket ettirmeden müdahale yapmak.

8-Hasta/yaralıların en uygun yöntemlerle en yakın sağlık kuruluşuna sevkini sağlamak (112)

 

Neden İlk Yardım Yapılmalıdır?

İlk yardımı gözünüzde büyütmeyin,korkmayın çünkü çok kolaydır.Sadece ciddiye alın.Eğer ciddiye almazsanız sizi ve herkesi üzebilir.İlk yardım sonrası hasta ya da yaralı genellikle hastane tedavisine ihtiyaç duyar,işte bu nedenle geçici bir müdahale anlamına gelmektedir.Bazı durumlarada (Örenğin küçük bir sıyrık ya da kesikte) hastaneye gitmek gerekmez ama derin bir yara,büyük bir damar kanaması söz konusuysa mutlaka hastaneye gidilmelidir.

İlk yardımda kesinlikle ilaç (tıbbi tedavi) kullanılmaz.Mehmet beye iyi gelen bir ilaç Fatma hanıma iyi gelmeyip ölümüne neden olabilir.Özellikle hastalanmalarda ilaç vermeyin,yaralanmalarad zaten ilaca gerek yoktur.

İlk yardımla ilgili bilmeniz gereken diğer bir şey;İlkyardım yapıldığı yere

Veya ortama göre değişmez yani trafik kazasında,depremde,sporda,dağda,bayırda,okulda ilk yardım aynıdır.Çünkü kanama hangi şekilde oluşursa oluşsun üstüne bastırmazsanız durmaz.Ya da kişi hangi nedenle bayılırsa bayılsın ayılması için sırt üstü yatırmanız gerekir.O nedenle hastalanma ve yaralanmanın oluş şekli ile ortamı ilk yardım  uygulamasını değiştirmez.

Sağlık personelinin(hekim,hemşire)veya ev hanımı (öğretmenin,köylünün,işçinin) yapacağı ilkyardım hakkında fark yoktur;elinin altınada malzemesi yoksa sağlık personeli de olsa fark etmez aynı ilk yardımı yapar.Eğer sağlık personeli ambulansla gelmişse ve malzemesi varsa ya da hastanadeyse o zaman yapılan zaten ilk yardım değil acil bakımdır.Sanılanın aksine Sağlık personeli ilk yardımı bilmeyebilir;çünkü ilk yardım ayrı bir bilgi alanıdır.Aynen,bilgisayar tamircisinin program yapamaması ya da bilgisayar programcısının tamir yapamaması gibi bir şeydir.

Örneğin;Bir kanamalı hastaya kanı durdurmak için ilkyardım uygulaması yaparak kanın durdurulması hayatı kurtarır.Bu uygulamayı yapmak için hekim ya da doktor olmasına gerek yoktur.

Sattvik Vegan Beslenme Nedir?

Sattva kusursuz idrak yeteneğinin ortaya çıkmasını sağlayan saf bir özelliktir. Diğer bir deyişle akıl ve kalbin birliğidir. Tam bir denge halidir. Sattva, Raja ve Tama doğanın üç temel gücünü (guna) temsil eder.Hayvansal gıdaların ve etin titreşimi çok düşüktür.

Tamas karanlık, tembellik ve hareketsizlik halidir. Bilgisizlikten kendini gösterir. Taması azaltmak için ağır etleri, kimyasal olarak işlenmiş gıdaları bırakmak gerekmektedir. Rajas enerji, değişim ve hareket halidir. Rajaların doğası tutku, özlem ve bağlılıktır. Rajalar bizi hedeflerimize kolayca ulaştırır. Bu gıdalar yoğun baharatlı, asitli gıdalar ve kahve gibi uyarıcıları içerir. Bu gruba giren besinlerin insan için gerekli dozunu belirleyerek çok dikkatli kullanmak gerekir.

Yiyeceklerin zihin durumu üzerinde düşündüğünüzden çok daha fazla etkisi vardır. Bir besinin insan için dozu da oldukça önem taşır. Bir elma kararında yenildiğinde kişiye fayda sağlarken, doz aşımı zehirleyebilir. Sattvik beslenme biçimi “yogik”, özellikle “sarımsak ve soğandan kurtulmuş” olarak bilinmektedir. Kimyon, soğan, sarımsak, limon, kahve gibi yoğun aromaya sahip bitkisel tatlar dozunda kullanıldığında tedavi edici özelliğe sahipken, gereğinden fazla kullanılması rajası fazlasıyla harekete geçirir.

Sattva uyum, denge ve sevinç halidir. Sattva, rajalar ve tamasları düşürdüğü ve tekamülü ilerlettiği, manevi duyguları beslediği için bir insanın ulaşmak istediği en üst noktadır. Sattva’yı artırmak hem rajaları hem de tamasları azaltmak için prana (yaşam enerjisi) bakımından zengin doyurucu yiyecekler yemeli, sevinç ve olumlu düşünceler üreten faaliyetleri daha sık yapmalıyız.

Dünyada henüz sayısı belirlenememiş yüzlerce bitki bulunmaktadır. Tahıllar, baklagiller, sebzeler, meyveler ve otlar… Sattvik vegan beslenme biçiminde doğada her şeyin bir alternatifi vardır. Hayvansal bir gıdanın eksikliğini duyacağınız düşüncesi tamamen çocukluğumuzdan beri bize dayatılan yanlış bilincin bir parçasıdır, protein, kalsiyum gibi gereksinimlerimizi bitkilerden alamayacağınız düşüncesi ise tamamen algılarımızla oynanmasının bir sonucudur.

Sattvik vegan beslenmenin en önemli amacı kozmik bilince ulaşarak (beşinci boyut, bizlik bilinci), tekamülümüzü ilerletmek, gerçek potansiyelimize varabilmektir. Cesaretimizi toplayıp en kısa zamanda bu gerçekle yüzleşmemiz ve bu rüyayı hep birlikte değiştirmek dileğiyle.

Manuş Baba Kimdir ? Gerçek Adı Ne ?

Dönersen Islık Çal adlı albümü ile müzik piyasasında hızla yükselen Manuş Baba son şarkısı “Eteği Belinde” ile Youtube’da uzun süre üst sıralarda kaldı. Söz ve müziği kendisine ait olan parçaları ile dikkatleri üzerine çeken Manuş Baba’nın asıl adı ise merak konusu olmaya devam ediyor. Peki, Manuş Baba mahlaslı ünlü şarkıcı kimdir ve gerçek adı nedir?

Manuş Baba’nın gerçek adı geçtiğimiz günlerde açıklanmış Eteği Belinde şarkısı ile üst sıralarda yer almayı sürdüren ünlü şarkıcı ile ilgili bilinmeyen detaylar ortaya çıkmıştı.

Asıl adı Mustafa Özkan olan Manuş Baba 1 Aralık 1986 yılında dünyaya geldi.

Manuş adını çocukluk dönemi anneannesinin kendisine küçük, güzel çocukanlamında Manuş olarak seslenmesiyle almıştır. ”Baba” ise bebekken konuşmaya başladığında ağzından çıkan, ilk sesleniş, ilk kelimedir. İnsan olabilmenin o derin kaygısını taşımanın ve bunun için emek harcamanın önemini kendi babası ile keşfettiğini dile getiren sanatçı; çocukluk ve ilk gençlik dönemi arasında kendisinde bıraktığı hatırası önemli izler ile kendi babasının, Manuş Baba karakterinin oluşmasında ve ismini bu şekilde duyurmasında önemli etkileri olmuştur.

 

Tarsus’ta doğan ve çocukluğunun büyük bir kısmını burada geçiren Manuş Baba, babasının mevsimlik işçiliğinden dolayı 1996 yılının bahar aylarında ailesiyle birlikte Antalya’ya yerleşti. İlkokul ve ortaokul eğitimini Barbaros İlköğretim Okulu’nda, lise eğitimini Antalya Gazi Lisesi’nde tamamladı. Lise yıllarında babasının kendisine aldığı gitarla müziğe ilk adımını atan Manuş; gitar, şan ve müzik eğitimi aldığı derslerden sonra 2010 yılında Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik bölümünü kazandı.

O dönemlerde kendi cover ve beste kayıtlarını sosyal ağlarda paylaşarak ismini duyurdu. 2015 yılı itibariyle müziğine ilgiyle yaklaşan Murat Kınay ile tanıştı ve birlikte çalışmaya başladı.

Çok yönlü müziğinde geleneksel seslerden ilham alan Manuş Baba için, Antalya’dan İstanbul’a uzanan müzik yolculuğu birçok yeniliği de beraberinde getirdi. 2016’nın başlarında “Albümsüz Türkiye Turnesi” kapsamında birçok şehirde dinleyenleriyle buluşan sanatçı, “Birbirimize İyi Gelelim” diyerek sevginin gücüne dikkat çekti.

 

Konserler tüm hızıyla devam ederken Manuş Baba, “Dönersen Islık Çal” adlı ilk albümünü dinleyenlerine bir hediye sunma düşüncesiyle Mayıs 2017’de Kınay Production etiketiyle yayınladı.

Albüm, birçok sanatçıya tanıklık eden Erekli –Tunç Stüdyolarında kaydedildi. Birbirinden değerli müzisyenlerin katkıda bulunduğu bu albümde Manuş Baba’ya; Klavye kayıtlarında Tansu Çuhacı, Elektrik ve Akustik gitar kayıtlarında Akın Eldes ve Onur Taşkan, Bass Gitar kayıtlarında Erdinç Ayar, Davul kayıtlarında Ata Erdem Şimşek, Klarnet kayıtlarında Bilge Kaan, Vural Ardıç ve Mertcan Kıranda, Bağlama kayıtlarında Ayhan Aydın ve Ud kayıtlarında Volkan Şenlendirici gibi eşsiz müzisyenler eşlik etti.

Albümün mix çalışmaları Mert Kasap ile mastering çalışmaları ise New York’ta Andy Vandette ile tamamlandı. Albümde deneysel bir ruha sahip olan birbirinden farklı 11 şarkı yer alıyor.

Manuş Baba’nın kendi söz ve müziğinin bulunduğu şarkıların yanı sıra aynı zamanda “Dönersen Islık Çal” albümünde Ülkü Aker, Cemal Süreya ve Ahmed Arif dokunuşları da bulunuyor.

 

Son olarak “eteği belinde” isimli şarkısının çalıntı olduğu ortaya çıkan Manuş Baba Türkiye’yi kötüleyip kendini savunmuştur. Atilla Yılmaz’ın senden gayrı isimli şarkısını ezgi ve nameleriyle kopya etmiş Musiki eser sahipleri kurulu tarafından ispatlanmıştır.

Mehmet Özhaseki Kimdir? Nereli, Kaç Yaşında?

Mehmet Özhaseki Kimdir? Mehmet Özhaseki Nereli? Mehmet Özhaseki Kaç Yaşında?

Ak Parti’in 31 Mart Yerel Seçimlerinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Mehmet Özhaseki’in Biyografisi insanlar tarafından merak ediliyor. Akla gelen ilk sorular arasında ise Mehmet Özhaseki Kimdir? Nereli ve Kaç Yaşında? Nereden Mezun ve Mesleği Nedir? gibi sorular yer alıyor. Peki AKP’in Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki Kimdir? İşte Biyografisi…

Mehmet Özhaseki Kimdir? Biyografisi ve Hayatı

Mehmet Özhaseki Kimdir ? Eğitim Hayatı ve Kariyeri

İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de tamamlayan Mehmet Özhaseki, Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü kazanarak Ankara’ya geldi.Dönem içerisinde yaşanan siyasi olaylar nedeniyle Ankara’da ki eğitimini  yarıda bırakarak İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okumak için İstanbul’a gitti.

Mehmet Özhaseki
Mehmet Özhaseki Kimdir? Eğitimi ve Kariyeri

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde mezun olan Mehmet Özhaseki, avukatlık stajını Kayseri Adliyesi’nde gerçekleştirdi. fakat avukatlık mesleğini tercih etmeyerek ailesinin  tekstil üzerine iş yapan şirketinin başına geçti.

Ak Parti Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki
Ak Parti Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki

1994’e kadar tekstil ticareti ile uğraşan Mehmet Özhaseki,  Özel sektörde tekstil imalatı ve ticareti üzerine çalışmalar yaparak hayatını sürdürdü. Birçok vakıfta başkanlık ve yönetim kurulu üyelikleri yapan Özhaseki, 5 kez Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildi. 7 yıl boyunca Tarihi Kentler Birliğinin Başkanlığını yaptı.

Mehmet Özhaseki Nereli? Kaç Yaşında? Mehmet Özhaseki Biyografi
Mehmet Özhaseki Nereli? Kaç Yaşında? Mehmet Özhaseki Biyografi

25 ve 26. Dönemde Kayseri Milletvekili seçildi. AK PARTİ MKYK ve MYK Üyesi, AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı olarak görev yaptı. 65. Hükûmette Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak görev aldı. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Ak Parti’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Oldu.  Mehmet Özhaseki İngilizce ve Arapça biliyor evli ve 4 çocuk babası.

Mehmet Özhaseki Nereli? Mehmet Özhaseki Kaç Yaşında?

Mehmet Özhaseki Nereli? Kaç Yaşında? 

Mehmet Özhaseki 1957 yılında Kayseri’de doğdu. Ailesi Kayseri’de tekstil üzerine işlerle uğraşıyordu. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığını uzun süre sürdüren Mehmet Özhaseki Kayserilidir. Mehmet Özhaseki, 63 yaşındadır ve Ak parti’in 2018 yerel seçimlerinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayıdır.