Deniz Baykal ve Bülent Arınç Teyze Çocukları Mı ?

Deniz Baykal ve Bülent Arınç Teyze Çocukları Mı ? Akrabalar Mı ?

Deniz Baykal ve Bülent Arınç’ın akraba oldukları hatta teyze çocukları olduğu iddiası sosyal medyadan hızla yayılmış fakat iki önemli isimde bu durumu cevapsız bırakmışlardır Sosyal medya sitelerinde ekşi sözlükte akraba oldukları doğrulanırken, kimileri ise bu yazıyı Zülfü Livaneli’nin yazdığını iddia etmektedir. Konu ile ilgili en önemli ayrıntı ise okul bilgilerinde ve aldıkları burslardan geçiyor işte o yazı…

Deniz Baykal ve Bülent Arınç’ın Akraba Olduğunu Söyleyen O Yazı…

deniz baykal akp’yi iktidar yapmış!
bülent arınç’ı meclis başkanı yapmış, ikbal kapısını açmışşş!

deniz baykal kimdir ?..
bilmiyor ama kim olduğunu bilmeden ihanetini yazıyor…
ya bilseydi deniz baykal’la bülent arınç’ın teyze çocukları olduklarını…

bir varmıış, bir yokmuş…
sebatay olduğu için can korkusuyla suriye’den alanya’ya kaçarak yerleşen bir ahmet neşşar varmış… yıl 1860.
bizim saftirik yörükler arapça bildiği için ona “şeyh ahmet neşşar” demişler…
kıripto sebatay şeyh ahmet neşşar’ın bir oğlu iki kızı varmış…
kızlarından biri raziye…

diğeri şadiye…
raziye’nin lakabı da var “alık raziye”…
raziye bergama yahudileri’ne gelin gitmişş…. !
bugünkü israil büyükelçisi levi ailesi !
raziye’nin kızı ise sevdiye…
sevdiye’nin oğlu ise bülent arınç … !!!
peki şadiye’den gelme, sidikli atike’nin torunu deniz baykal bülent arınç’ın nesi olur ?
zaten her ikisi de denizli milletvekili ahmet uğur neşşar için, dayımın çocuğu dediklerine göreeeee…
eee…
bir şey olurlar canımmm !..

keklenmiş chp’lilere bunları anlatamazsın, hemen belgesini sorarlar,
levi çok vefakardır,
çok dinci (!) bülent arınç’ın oğlunun düğününde tek müslüman ülkesinden büyükelçi yoktu ama tek başına israil büyükelçisi levi şeref misafiri oldu… !!!
vefakarlığını tebrik ederiz !..

eee…
deniz baykal da çok vefakardır,
büyük elçi levi anadolu gezilerin de erzincan’dan, kayseri’den, trabzon’dan her ilimizden kovulduğu halde levi’nin baba tarafından kuzeni, chp bir numara manisa milletvekili şahin mengü’yü görevlendirerek, israil büyükelçisini kırmızı halılarla karşıladılar…
“akrabaları” için manisa’da coşkulu törenler yaptılar…
manisa sanki israil olmuştu…
teyze çocukları işi biliyor…

zaten her ikisinin de patronu abd’deki azgın yahudi rochefeller vakfı değil mi ?..
her ikisini de bu vakıf okutmadı mı?
her ikisini de abd’de bu vakıf karşılayıp kolladı!
neden?
deniz baykal atatürkçüleri kekledi….
teyze oğlu ise dindarları kekledi…

ve

israil lobisine ekledi !..
hadi diyelim ki dindarlar cahildi…
ya uyanık chp liler kırk sene nasıl da keklendi? !

Bir Başka Haber Sitesinde ise Bu yazı Şöyle Aktarılmıştır…

Bülent Arınç ve Deniz Baykal’ın Rochefeller bursu ile okuduğu iddiasını içeren işte o yazı; Dikkat buyrunuz..

”Deniz Baykal’ın annesi ile Bülent Arınç’ın annesi teyze cocuklari. İkisinin de Rochefeller bursu ile okuduğu gerçeği haberini uzun zaman önce okumuştuk. O günlerde bunun yalan ve iftira olabileceği ihtimali ağır basmıştı. Çünkü biz Bülent Arınç’ı bir dava adamı olarak görüyorduk. Baykali ise, Erdoğan muhtar bile olamaz dendiği bi zamanda Erdoğan’ın önünü açması ve ardından Başbakan oluşu, bu ruh halimizi etkilemiş belkide, Baykal’a sempati duymamıza sebep olmuştu. Onlarin dürüst olduklarına inanmıştık. Meğerse planları farklı imiş, çok sonradan ogrendik. Deniz Baykal ve Chp’nin ağır topları bir toplantı gerçekleştirirler. Toplantıda şunlar konuşulur. Erdoğan meclis dışında kalması çok daha tehlikelidir.

Halk onu seviyor, yasaklı olması onu efsanelestirir.

O halde onun önünü açalım, hükümeti kursun, üç ayda onun prestiji yerle bir olur. Yapamayacaklar, başaramayacaklar, bırakıp kaçacaklar. Çünkü bunlar dünya bankasiyla anlaşmaya karşılar. Laiklikle problemleri var. Başbakanlığı o yüzden çok sürmeyecek, kısa zamanda ekonomik krizler baş gösterecek ve prestiji yerle bir olacak. Bir yandan da irtica yaftası ile Erbakan’ı alaşağı edildiği gibi Erdogan’ı da aynı yolla bitiririz.

Plan ve tuzakları kısaca buydu. Evet planları tutmuş, Erdoğan başbakan olmuş, Bülent Arınç ise meclis başkanı.. Fakat hesaplayamadikları bir şey vardı ; o da Allahın hesabiydi. Tuzak kuranların tuzakları boşa çıkacaktı. Baykal’ın sinsiliğini çakmıştık ama Bülent Arınç’ı çözememiştik. Taki Erdoğan – Fetö mücadelesine kadar. O güne kadar meğerse içimizde bize bağlama çalan ne çok sözde dava adamı varmış Hayret etmemek elde değil. Tarih boyunca bunlar gibi, bizdenmiş gibi gosterilip aramıza ne çok ajanlar yerleştirmişler. Maalesef dün de bugün de bu gibi kriptolu insanlara kanmamızın cezasını çekiyor ve çekmeğe devam edeceğiz. Bu ülkede bunlar deşifre olmadığı sürece bize rahat yok.

Çünkü bu gibi kriptolu ajanları içimize sokanlar ser verir sır vermezler. Planları doğrultusunda sonuna kadar kullanırlar ama ruhumuz bile duymaz. Bakın yine ayni oyun sergileniyor ; kanmayalim. Şu günlerde yine Arınç Erdoğan’la görüşmek istemiş, ancak red cevabı almış. Bunun üzerine mektup yazmış. Mektubunda Erdoğan’dan özür diliyor, yanlış yaptığını, Feto’nun bu kadar tehlikeli olabileceğini düşünemediğini yazmış. Doğrumu söylüyor, içini bilmiyoruz tabiki. Ama şöyle Arınç’in eylem ve söylemlerine terminolojik sırayla baktığımızda takiyye yaptığı apaçık anlaşılıyor. Bu kişi yüzünden devletin en mahrem yerlerine Feto savcıları girip devletin sırlarını peşkeş çekildiğini de cok iyi biliyoruz..

Tekrar kanmayın.. “Deniz Baykal ve Bülent Arınç kimdir?” yazısını aynen yayınlıyorum. Sebatay olduğu için can korkusuyla Suriye’den Alanya’ya kaçarak yerleşen bir Ahmet Neşşar varmış. Yıl 1860. İyi arapça bildiginden bu kişiye Alanyalı yörükler “Şeyh Ahmet Neşşar” demişler… Kıripto sebatay Şeyh Ahmet Neşşar’ın bir oğlu iki kızı varmış… Kızlarından biri Raziye, diğeri Şadiye… Raziye’nin lakabı da var “Alık Raziye”… Raziye Bergama yahudilerine gelin gitmiş ! Bugünkü İsrail büyükelçisi Levi ailesi ! Raziye’nin kızı ise Sevdiye… Sevdiye’nin oğlu ise Bülent Arınç … !!! Peki Şadiye’den gelme, Atike’nin torunu Deniz Baykal Bülent Arınç’ın nesi olur ? Zaten her ikisi de Denizli milletvekili Ahmet Uğur Neşşar için, dayımın çocuğu dediklerine göre ! eee… Bir şey olurlar canımmm !.. Keklenmiş Chp’lilere bunları anlatamazsın, hemen belgesini sorarlar. Levi çok vefakardır.

Çok dinci (!) Bülent Arınç’ın oğlunun düğününde tek müslüman ülkesinden büyükelçi yoktu ama tek başına İsrail büyükelçisi Levi şeref misafiri oldu…

!!! Vefakarlığını tebrik ederiz !.. eee… Deniz Baykal da çok vefakardır. Büyükelçi Levi anadolu gezilerinde Erzincan’dan, Kayseri’den, Trabzon’dan her ilimizden kovulduğu halde Levi’nin baba tarafından kuzeni, Chp bir numara Manisa milletvekili Şahin Mengü’yü görevlendirerek İsrail büyükelçisini kırmızı halılarla karşıladılar… “Akrabaları” için Manisa’da coşkulu törenler yaptılar… Manisa sanki İsrail olmuştu… Teyze çocukları işi biliyor… Zaten her ikisinin de patronu Abd’deki azgın yahudi Rochefeller vakfı değil mi ?.. Her ikisini de bu vakıf okutmadı mı? Her ikisini de Abd’de bu vakıf karşılayıp kolladı! Neden? Deniz Baykal Atatürkçüleri kekledi…. Teyze oğlu ise dindarları kekledi… ve İsrail lobisine ekledi !.. Hadi diyelim ki hep diyorsunuz ya dindarlar cahildi… Ya uyanık Chp’liler kırk sene nasıl da keklendi? ! Yahudiler dizimizin dibine kadar yanımıza sokulmuşlar. Bu ülkede gizli kalmış o kadar kriptolu aile varki hayret etmemek elde değil. Su uyur düşman uyumaz atasözü ne kadar manidar. Biz uyurken onlar ne çok planlar yapmışlar.. Tehlikenin farkında mısınız?

Acil Servise Giden Kanser Hastasını Tedavi Etmediler

Özel Şişli Memorial Hastanesi’nde kanser hastası 900 TL’lik ücreti ödeyemediği için tedavi edilmedi. Kardeşi, “Para mı önemli insan hayatı mı?” diye sordu.

Özel hastanelerin acil servisinde ücret alınmayacağı ve acil durumdaki her hastanın sağlık hizmetinden faydalanacağı belirtilmesine karşın, yurttaşların mağduriyeti sürüyor. Şişli Memorial Hastanesi’ne 39 derece ateşle giden 22 yaşındaki kanser hastası Deniz Çıtakbaş, 900 TL’lik ücreti ödeyemediği için herhangi bir işlem yapılmadı.

‘Endişeliyiz’
Ücreti ödeyemedikleri için acil durumdaki kardeşine müdahale edilmediğini söyleyen Derya Çıtakbaş, yaşananları şöyle anlattı:

“Kendi çabamla sosyal medya üzerinden bu durumun haberini yaptırdıktan sonra, İl Sağlık Müdürlüğü’nden arandım. Takip edileceği söylendi, ama üzerinin kapatılmasından kaygılıyım. Henüz takip edebileceğim bir dosya numarası ya da benzer bir bilgiye vakıf değilim. Kendi çabamla sosyal medya aracılığıyla gündemi canlı tutmaya çalışacağım.”

Kanser hastası kardeşinin 39 derece ateşi olmasına karşın tedavisinin yapılmadığını söyleyen Çıtakbaş, “Kemoterapi sonrası saatlerce ateşini düşürmeyi başaramadığımız 22 yaşındaki kanser hastası kardeşim Deniz’in ateşi 39 olup fenalaşınca apar topar, evimize yakın olan Şişli Memorial Hastanesi’ne götürdük. 15-20 dakika doktor gelmesini bekledik. Ardından Hasta Kabul Birimi’ne çağrıldım, yapılacak müdahale için 900 TL ödeme istendi. Evden apar topar çıktığım için bu ödemeyi yapacak durumda olmadığımı, ama zaten böyle bir ödemenin yasal olarak da mümkün olmadığını, kardeşimin kanser hastası olduğunu ve durumunun ciddiyetini ifade ettim” dedi.

Para mı önemli insan hayatı mı?
Kanser hastalarının tedavisinin ne kadar hayati olduğunu da hatırlayan Derya Çıtakbaş, “Bu hastaların ne derece ağır bir tedavi gördüğünü, bağışıklık sistemlerinin tükendiğini ve bizim için sıradan bir enfeksiyonun onlar için ölüm demek olabileceğini koca bir hastanenin bilmeme ihtimali yoktur herhalde. Tedavi, ilaç ve hatta cerrahi ücretlerinin kaldırıldığı bir hastalıktan acil serviste para alınmasının nasıl bir mantık olduğunu anlayabilir misiniz?” diye konuştu.

Hastaneye sundukları bütün çözümlerin reddedildiğini de kaydeden Çıtakbaş, sözlerine şöyle devam etti:

“Bana ‘Şimdi ekstra tahliller var, bu ücret onun için’ denildi. Asgari düzeyde müdahale edilmesini, gerekirse bahsi geçen ekstra işlemleri tedavi gördüğü devlet hastanesinde yaptırabileceğimi söyledim, reddedildi. Madem gideceğim, hastanın tekrar zaman kaybedeceğini ve diğer hastaneye götürebileceğim düzeye getirmelerini (ateş düşürücü vb.) talep ettim, reddedildi. Doktorla görüşmek istedim, o talebim de reddedildi.”

Hastaneden ayrılmaya çalışırken de sorun yaşadıklarını ifade eden Çıtakbaş, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Acil müdahaleyi yaparken görüşmeye devam etmelerini talep ettim, reddedildi. Sonuç alamayınca başka hastaneye gitmek için kimliğimi istedim, ısrarla kâğıt imzalamam gerektiği söylendi, imzalamayacağımı belirttim. Defalarca kimlik istedim, defalarca kâğıt imzalamam gerektiği söylendi. Velhasıl ne olduğuna bile bakamadan, elim ayağım titreyerek üzerine durumu özetleyen birkaç cümle yazmaya çalışıp imzaladım. Ertesi gün okuduğumda elbette başka bir hastaneye rızamla gitmeyi talep etmişim, kanser hastası kardeşimin, her nasılsa, Yeşil Alan’a dahil olduğunu ve durumunun stabil hale getirildiğini kabul etmişim!”

Hastane kabul etti
Konuyla ilgili olarak ulaştığımız Şişli Memorial Hastanesi’ndeki yetkililer böyle bir olayın yaşandığını kabul etti. fakat hastadan yeşil alan hastası olduğu, onkolojik değil ateş rahatsızlığıyla başvurulduğu için ücret talep ettiklerini belirtti.

Volkan Konak Silahlı Saldırıya Uğradı…!

Volkan Konak’a Silahlı Saldırı Düzenlendi…

Karadenizli sevilen sanatçı Volkan Konak bu gece İstanbul Ataşehir’de bir barda sahne aldı. O sırada şarkılarını söyleyen Volkan Konak’a S.D isimli bir sahış tarafından “sen vatan hainisin” denilerek ateş açıldı. Olaya müdahale eden güvenlik görevlileri saldırganı ayağından vurarak etkisiz hale getirdi. Kurşunun barın tavanına isabet ettiği ve Volkan Konak’ın yara almadığı belirtilirken yaralanan saldırgan tedavi altına alındı. Detaylar Geliyor…

 Volkan Konak Kimdir? Nereli? Kaç Yaşında?

Volkan Konak, (d. 27 Şubat 1967; Maçka, Trabzon) Türk halk müziği sanatçısı. 2006 yılında çıkardığı Mora albümü, Mü-yap tarafından altın plak ile ödüllendirilmiştir.

Volkan Konak, 1967 yılında Trabzon’un Maçka ilçesinin Yeşilyurt köyünde doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Maçka’da tamamladıktan sonra öğretmeninin teşvikiyle 1983 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’na girdi. 1988 yılında konservatuvarı bitirip aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Halk Müziği üzerine Sosyal Bilimler master eğitimine başladı. 1991 yılında master eğitimini tamamladı.

Sanat ve müzik hayatına 1989 yılında Maçka yöresinde yaptığı derleme çalışmalarını topladığı Suların Horon Yeri adlı müzik albümüyle başladı. Daha sonraları beste çalışmalarına başladı. Nâzım Hikmet, Yaşar Miraç, Ömer Kayaoğlu, Sunay Akın gibi değerli şairlerin eserlerini besteleyerek müziğini, tarzını belirlemiş oldu. Beste müziğinin içerisine etnik motifleri katarak örneği olmayan kendine özgü bir tarz yaratmış oldu.

Karadeniz Müziğini Evrensel Müzik formlarıyla buluşturarak özgün bir yapıda yeniden şekillendiren Konak, Efulim’i 1993 yılında yaptı. Daha sonra 1994 yılının Ekim ayında Gelir misin Benimle adlı albümünü hazırladı. Askerlik görevi nedeniyle bir süre çalışmalarına ara verdi. Askerlik görevini tamamladıktan sonra hemen üçüncü albümü Volkanik Parçalar’ın çalışmasına başladı. Üç aylık çalışmadan sonra da bu albüm müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Volkan Konak, 1998 yılının Nisan ayında kendisi tarafından kurduğu Kuzey Müzik Prodüksiyon isimli firmasından Pedaliza isimli albümünü müzikseverlerin beğenisine sundu.

1993 yılından bu yana albüm çalışmalarında yaklaşık elli adet bestesini sergilemiş ve bu çalışmalar sonunda Gazeteciler Cemiyeti, çeşitli vakıf ve dernekler tarafından yılın sanatçısı seçildi. 1997 yılında Politika dergisi tarafından Yılın En İyi Müzik Sanatçısı seçildi. Volkan Konak’ın 1993 yılında ürettiği bir bestesinin tüm dünya hakları “Kuzey Müzik Prodüksiyon” ile Fransız prodüktör Alain Finet arasında yapılan sözleşme sonucunda Alain Finet tarafından satın alındı.

2000 yılında Şimal Rüzgarı adlı albümünü DMC’den çıkararak dinleyicilerine ulaştırdı. 2003 yılı Aralık ayında 3,5 yıl aradan sonra yine DMC etiketiyle yayınlanan Maranda isimli albümü çıktı. 2006 yılında ise Mora isimli albümüyle müzikseverlerle buluştu. Mora albümünde olan ve ablası Nuran Bahçekapılı’nın sözlerini yazdığı “Gardaş” adlı eseri Kazım Koyuncu anısına bestelemiştir. Besteci ve söz yazarı kimliğinin yanı sıra şiirsel yönü de olan Volkan Konak’ın birçok şiiri mevcuttur. Konserlerinde şarkılarının yanı sıra birçok şairden şiirlerde okuyan Volkan Konak, anlattığı esprili hikâyeleriyle izleyenlerinin ilgisini çeker.

İki yıl süren Çernobil araştırmasıyla bu facianın Türkiye ve de özellikle Karadeniz Bölgesi üzerindeki etkilerini derleyip belgelendirmiştir. Kanserden babası dahil birçok yakınını kaybeden ve bunun acısını devamlı içinde duyan Volkan Konak, sözlerini ablası Nuran Bahçekapılı’nın yazdığı “Cerrahpaşa” adlı eserini babası için bestelemiştir. Yıllardır Karadeniz Bölgesindeki kanser vakalarının artışına dikkat çekmek için uğraşan Volkan Konak, bölgeye Kanser Araştırma Hastanesi kurulması için mücadele etmektedir.

2009 yılında Mimoza adını verdiği yeni albümüyle sevenleriyle tekrar buluşan Volkan Konak, Mimoza albümünün ilk klibini “Göklerde Kartal Gibiydim” adlı eserine, ikinci klibini ise “Mimoza Çiçeği” adlı eserine çekmiştir. Albümünün üçüncü klip çalışmasını ise “Yarim Yarim” adlı eserine çekmiştir.

2012 yılında ise Lifor isimli albümünü çıkararak sevenleriyle tekrar bir araya gelmiştir. Lifor albümünün ilk klibi, “Nerdesin (Karagözlüm)” adlı esere çekilmiştir. Albümün ikinci klip çalışması ise albümü dinleyen ve seven kişilerce yapılan istek üzerine “Ayletme Beni” adlı eser olmuştur.

Diğer Haberler İçin Tıklayınız…

İzmir’de Olmayanlar Şansına Küssün…

Tarihi ve antik tiyatrolarıyla yüzyıllardır tiyatro başkenti olan İzmir, bu yıl uluslararası çapta düzenlenen harika bir festivalle İzmirlilere tarihini tekrar yaşatacak. Dördüncüsü düzenlenen Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali her geçen yıl yerli ve yabancı tiyatroculara ve oyunlara kucak açıyor.

Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali

Tiyatro severler ve İzmir halkının ilgiyle karşıladığı festival, bu yıl daha erken bir tarihe alınmasına rağmen 1 Kasım genel seçimleri nedeniyle  geçen yıl düzenlendiği tarihte  4-11 Aralık 2015‘te gerçekleşecek. Daha Fazlasını Oku

Kahvenin Vatanına Yolculuk – Dukale’nin Rüyası

Dukale’nin Rüyası

“Mükemmel kahveyi bulmak için 4,800 mil uçtum. Sizin tek yapacağınız mutfağınıza yürümek.” ~Hugh Jackman

2009 yılında Hugh Jackman ve eşi Deborra-lee Furness, dünyanın en büyük insani yardım organizasyonlarından biri olan World Vision Australia’nın elçileri olarak Etiyopya’ya seyahat ettiler. Uzun zamandır bağışlarda bulunan Jackman ailesi, kırsal toplumlarda yoksullukla nasıl mücadele edildiğini görmek adına bir World Vision (Dünya Hayali) topluluğunu ziyaret etmek istediler. Daha Fazlasını Oku